KÜNYE
23. Ceza Dairesi 2016/109 E., 2016/1660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Karar Metni
1.059 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
KARŞI OY
TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için birden çok fiilin bulunması, bu fiillerin aynı suçu oluşturması ve bu suçların aynı kişiye karşı işlenmiş olması şeklindeki objektif koşullar ile bu suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmiş olması şeklindeki sübjektif koşulun bir arada bulunması gereklidir.
Sanığa yüklenen eylemin sübuta erme şekline, oluşturduğu suça, bu suçun mağduruna ve olayda zincirleme suçun objektif koşullarının mevcut olduğuna ilişkin olarak çoğunluk görüşü paylaşılmaktadır.
Çoğunluk görüşü ile dolandırıcılık suçlarının bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenip işlenmedikleri noktasında ayrılmaktayız.
Zincirleme suçu belirlemedeki zorluk esasen bu koşulun tespitinde ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, birden fazla suç arasında varlığı tespit edilmesi gereken husus kasttan farklı olarak "plan"dır. Failin işlediği kabul edilen birden fazla aynı suç bir planla, aynı suçu işlemeye dair bir kararla birbirine bağlı olmalıdır. Bu plan ve kararlaştırma, faildeki o suçu tekrar işlemek için karşısına çıkacak fırsatlardan yararlanma konusundaki genel ve soyut bir eğilimden farklıdır.
Failde bulunması gereken bir suç işleme kararının tespit edilmesinde, ikrar, şerik anlatımları, tanık beyanlarından yararlanılabileceği gibi fiilin işleniş şekli, suçlar arasındaki zaman aralığı gibi özellikler de yardımcı olabilecektir. Dosya kapsamında, suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiğine dair bir beyan bulunmadığından sonuca ancak; daha ihtiyatla yaklaşılması gereken suçların işleniş şekli, yeri ve zaman aralığı gibi bazı karinelerden yararlanılarak gidilebilecektir.
Sanığın, 24 gün arayla, iki ayrı sahte kimlikle ayrı... şubelerine başvurarak, aynı bankadan tahsis edilen krediyi çekmek suretiyle işlediği dolandırıcılık suçlarının bir plan ile birbirlerine bağlı oldukları ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiklerine dair, fiil sayısınca suç ve suç sayısınca ceza biçiminde ifade edilen ve ceza hukuku bakımından asıl olan gerçek içtima kuralından ayrılmayı ve istisnai nitelikteki zincirleme suç hükümlerini uygulamayı gerektirecek nitelikte delil bulunmamaktadır.
Aksine, sanığın oluşa İlişkin diğer özellikler yanında, yüklenen suçları sahte resmi evrak kullanarak işlediği de nazara alındığında, Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 Tr. 2013/384-2014/2 sayılı ve 21.01.2014 Tr. 2013/593- 2014/24 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, her bir dolandırıcılık suçu için yenilenmiş bir suç işleme kararı ile hareket ettiği, çıkan fırsatlardan yararlandığı anlaşılmaktadır.
Bu düşüncelerle, sayın çoğunluğun dolandırıcılık suçu bakımından TCK'nın 43/1 maddesinin uygulanması ve hükmün bu nedenle bozulması gerektiğine ilişkin kararına iştirak etmek mümkün olamamıştır.
Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/109, K. 2016/1660, 22 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama