KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2012/6241 E., 2012/7760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, borçlunun 3. kişi nezdindeki hak ve alacaklarının haczi sonrası ... 4. İcra Müdürlüğü'nün 2009/13357 E. sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 1.sırasında davalıya ayrılan payın gerçek bir alacağa dayanmadığını ileri sürerek, davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yasal süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, anılan sıra cetvelinin davacıya tebliğinin usulüne uygun olduğu, davacının usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresinde itiraz etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, muvazaa sebebiyle sıra cetveline itiraza ilişkindir.
Tebligat Kanunu'nun “aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.”, Tebligat Tüzüğü'nün “aile efradına tebligat” başlıklı 22. maddesinde de “ Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ, ailesi efradından veya hizmetçi ve uşak gibi müstahdemlerinden birine yapılır. Ancak muhatap namına kendisine tebligat yapılacak olan aile ferdi veya müstahdemin, muhatapla birlikte oturması şarttır. Karı, koca, hısım ve evlatlık gibi birlikte oturan kimseler aynı aile efradından sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda, dava konusu sıra cetveli muhatap adına 11.05.2010 tarihinde “Tebligat adresinde muhatabın dışarda olduğunu beyan eden aynı konutta daimi ikamet eden, ehil” olduğu belirtilerek ...'a tebliğ edilmiştir.
Mahkemece, davacının ev adresinde tebligatı alan ...'un Tebligat Kanunu 16. ve Tebligat Tüzüğü 22. maddesindeki şahıslardan olup olmadığının araştırılıp, sonucuna göre tebligatın geçerliliğinin belirlenmesi gerekirken, davacının tebligatın geçersiz olduğu iddiası karşısında bu araştırma yapılmadan tebligatın geçerli olduğu kabul edilmek suretiyle, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2012/6241, K. 2012/7760, 28 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama