KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2013/3317 E., 2013/5360 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili akdedilen genel kredi sözleşmesi çerçevesinde borçlu lehine teminat mektubu verildiğini, bunların devre komisyonları ve diğer fer’ileri için yapılan ... takibinin kesinleştiğini ileri sürerek, mer’i teminat mektuplarının şarta bağlı olarak, diğer alacakların da doğrudan masaya kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili alacağın varlığı ve tutarının belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, mer’i teminat mektubu tutar ....264,87 TL'nin masaya şarta bağlı olarak kaydına; teminat mektuplarının tamamen ödenmesi halinde riskin gerçekleşeceği ve fer'ilerinin bu tarih itibariyle hesaplanması gerekeceği anlaşılmakla ve ayrıca ... ve İflas Kanunu’nun 193. maddesi gereğince iflasın kesinleşmesi ile birlikte iflas eden şirket hakkındaki takipler düşeceğinden ve "kredi kartından doğan alacak" olarak yazılan takibin dayanağının da davadaki talep ile örtüşmediği gerekçesiyle komisyon, faiz ve ferileri hakkındaki davacı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bankalar teminat mektubu düzenlemek karşılığında bir komisyon alacağına ve bu alacağın geç ödenmesi halinde faiz ve diğer fer’ilere hak kazanırlar. Bu alacak teminat mektubunun tazmininden doğan rücu alacağından farklı olarak riskin gerçekleşmesi şartına bağlanmayan ve sırf lehdar için yüklendiği riske dayalı hizmetin bedeli niteliğindedir. Açıklanan duruma göre teminat mektubu komisyon alacağı ve buna ilişkin fer’ilerin istenebilir hale gelmesi, riskin doğmasına veya teminat mektubunun tazmin edilmesine bağlı olmayıp, sözleşme çerçevesinde masaya yazdırılabilirler.
Öte yandan ... ve İflâs Kanunu'nun 193. maddesine göre rehnin paraya çevrilmesi yolu ile girişilen takipler dışındaki takiplerin düşmesi, bu alacakların ortadan kalkması anlamına gelmeyip, kural olarak takip dosyasından tahsilat işlemlerine devam edilemeyeceği anlamındadır.
Somut olayda mahkemece riskin gerçekleşmediği, takibin düştüğü ve takip dayanağının örtüşmediği gerekçeleri ile bir kısım alacakların masaya kaydı istemi reddedilmiş ise de iflas külli bir takip yolu olup, alacaklının tüm alacaklarının masaya kaydı amaçlanır. Esasen geç kalmış alacakların dahi ... ve İflâs Kanunu'nun 236. maddesine göre masaya kaydı mümkünken, mevcudiyeti tartışma konusu olmayan alacağın sadece başka şekilde nitelendirilmiş olması gerekçe gösterilerek, bilirkişi tesbitleri de gözden uzak tutularak, masaya kaydından kaçınılması da doğru değildir.
Bu durumda mahkemece davacının talep ettiği alacaklar, ıslah talebi ve bilirkişi tesbitleri de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, hüküm kısmında komisyon asıl alacağı için karar oluşturulmamış olunduğu izlenimi uyandıracak şekilde “komisyon faiz ve fer’ileri” denmek suretiyle karar oluşturulması da kabul şekli itibariyle yerinde bulunmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/3317, K. 2013/5360, 13 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama