KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2013/6499 E., 2013/7656 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, 2012 yılına ait aylık üyelik aidatlarını ödememesi üzerine ... 7. İcra Müdürlüğü'nün 2013/19 esas sayılı icra dosyasına davalının itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini noter ihtarnamesi ile davacıya tebliğ ettirdiğini, zaten müvekkilinin aidat borçlarına karşılık birçok ödemelerde de bulunduğunu, borcunun kalmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının %20 oranında haksız takip tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davalının 28.03.2013 tarihinde tebliğ ettirdiği noter ihtarnamesiyle davacı kooperatiften istifa ettiği, bu nedenle istifanın kooperatifin kabulüne bağlı olmadığı, bu nedenle istifadan haberdar olan kooperatifin itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatifin aidat ve işlemiş faiz alacağı için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bir kooperatif ortağının istifasının noter ihtarı ile kooperatife ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarihe kadar olan aidat borçlarından 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/son maddesi uyarınca sorumlu olup, üyelerin ödemeleri arasındaki eşitliğin istifanın ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarih itibariyle bu şekilde sağlanması gerekir.
Kural olarak ortak, üyesi olduğu davacı kooperatifin belirlediği inşaat finansmanı ve genel giderlere ilişkin aidat borçlarının, sonradan istifa etmiş ya da ihraç edilmiş olsa dahi istifanın ulaştığı (istifa) ya da ihracın kesinleştiği (ihraç) tarihe kadar doğan kısmından sorumludur. Nitekim, anılan Kanun'un 27/son cümlesinde, ortaklığın düşmesinin ortağın anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
İstifa ya da ihraç tarihinden sonra doğan aidat borçlarından ortak sorumlu değil ise de, bu tarihlerden sonra daireyi kooperatife geri vermeyip kullanmaya devam etmiş ve genel hizmetlerden yararlanmış ise, bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden de sorumlu olacaktır.
Bu durumda, takibe konu alacaklar istifa ya da ihraç tarihinden önce doğmuş ise, inşaat finansman ve ayrıca genel giderlerden genel kurulda kararlaştırılan temerrüt faizi ile birlikte üye sıfatıyla sorumlu olduğu benimsenmeli, sonraki döneme ait olması durumunda ise, takipte istenen "aidat alacağı" kapsamında hangi kalemlerin yer aldığı tesbit edilerek kooperatif hizmetlerinden yararlanma söz konusu ise bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte olmak üzere BK'nın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre talepte bulunulabileceği ilke olarak kabul edilmelidir.
Her üye, üye olurken, üyeliğinin sona ereceği tarihe kadar sorumluluklarının devam edeceğini bilmekte olup, aidat ödemelerini ihracın kesinleşmesine ya da noterden gönderdiği istifanın tebliğine
kadar yapması ve kooperatifin hesabına aktarması kooperatifin ve dolayısiyle tüm ortakların yararına olup, eşitlik ilkesinin de bir gereğidir. Aksinin kabulü; aidatların geç te olsa ödeneceği beklentisiyle faaliyetlerini yürütüp buna göre plân yapan kooperatifi ekonomik yönden güç duruma sokacağı ve hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açacağı gibi diğer üyelerin de menfaatlerine zarar vermek suretiyle üyeliği süresince davalının da uymakla yükümlü olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde zikrolunan "karşılıklı yardım ve dayanışma" ilkelerine de ters düşecektir.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; icra takibinin 03.01.2013 tarihinde başlatıldığı, 14.01.2013 tarihinde ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, takibe 15.01.2013 tarihinde itiraz edildiği, kooperatif ortağı olan davalının takip safhasında 28.03.2013 tarihinde istifa ettiği ve istifanın da kooperatife ulaştığı, itirazın iptali davasının ise 06.05.2013 tarihinde açıldığına göre, takip tarihi olan 03.01.2013'e kadar ödenmeyen aidatlardan gecikme faizi ile birlikte davalının sorumlu olduğu çok açıktır.
O halde, mahkemece yukarıda belirtilen kurallar dikkate alınarak, kooperatifler konusunda uzman bir bilirkişi heyeti seçilerek, genel kurul kararlarına göre davalının takip tarihine kadar ödemesi gereken aidat ve gecikme faizi hesabı ayrıtılı ve denetime elverişli şekilde yapılmalı, davalının yaptığı ödemeler yöntemince düşülmeli, gecikme faizi hesabı yapılırken de 6101 sayılı Yasa'nın 7. maddesi yollaması ile görülmekte olan davalara da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesindeki sınırlandırma gözetilmeli ve oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlara aykırı, eksik incelemeye dayalı ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/6499, K. 2013/7656, 3 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama