İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /23. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 23. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2013/9113 K.2014/3125

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı vekilince temyiz edilmesi…

Esas2013/9113Karar2014/3125Tarih21 Nisan 2014Okuma7 dk · 1.305 kelime

KÜNYE

23. Hukuk Dairesi 2013/9113 E., 2014/3125 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Nisan 2014
Mahkemesi
İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi
25/06/2013
Numarası
2013/24-2013/266
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.305 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ile katılma yoluyla davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-

Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi A.A.. ile dava dışı yüklenici N.

S. arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre, C bloktaki 1, 3 ve 4 nolu daireler ile B bloktaki 3, 4, 6 ve 8 nolu dairelerin müvekkillerinin murisine ait olacağını, yine sözleşmeye göre, 4 ay içerisinde inşaat ruhsatı alınması ve inşaatın temel üstü ruhsatının alım tarihinden itibaren 24 ay içerisinde tamamlanması gerektiğini, yüklenici N.S.. ile davalı şirket arasında yapılan protokol ile inşaat yapım işinin davalı tarafça üstlenildiğini, 19.07.1999 tarihli protokole göre 24 aylık inşaat süresini aşmamak üzere her bir ay için 4.000 Alman Markı bedel ödenmesinin kararlaştırıldığını,

12 aylık kira bedeli olan 48.000 DM'nın müvekkillerinin murisine ödendiğini ancak, bakiye 12 ayın kira bedeli olan 48.000 DM'nın ödenmediğini, muris A. A..'a ait veraset ilamına göre davacı N.. A..'ın 6/24, B.. A..'ın 3/24, A..

A..'ın 3/24 paya sahip olduğunu, sözleşmeye göre dairelerin 24.06.2001 tarihinde tamamlanıp, teslim edilmesi gerekirken, altı dairenin 29.12.2003 tarihinde 30 ay gecikme ile teslim edildiğini, bir daire için ise 45 ay gecikme bulunduğunu, müvekkillerinin toplam 24.000 DM kira alacağı ve geç teslimden dolayı 39.375,00 TL zararı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL ve 2.000 DM alacağın davalıdan tahsili ile davacı N..

A.. için 6/24, A.. A.. ve B.. A.. için 3/24 oranında müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle toplam talebi 14.676,00 TL ve 24.000 DM'ye artırmıştır.

Davalı vekili, davacıların murisi ve ortakları ile dava dışı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı ve daha sonra sözleşmenin müvekkiline temlik edildiğinin doğru olduğunu, arsa sahiplerinin vermesi gereken vekaletnameleri vermemesi ve sözleşmeden sonra deprem olması nedeniyle ruhsat ve ruhsata bağlı işlemlerin durmasından dolayı inşaat faaliyetlerinin 1,5 -2 yıl durduğunu, ilk yüklenici N.

S.. tarafından davacıların murisine yalnızca 48.000 DM ödenmediğini, 25.03.1999 tarihli belge ile ödenmediği ileri sürülen 48.000 DM daha ödendiğini, bunun dışında yapılan başka ödemeler de bulunduğunu, tüm bu ödemeler sebebiyle 29.12.2003 tarihli protokol düzenlenerek,

B blok 8 nolu daire dışında bütün dairelerin teslim edildiğini ve 8 nolu dairenin teslim tarihi olan Ağustos 2004 tarihinden önceki hak ve alacaklardan karşılıklı ibralaşıldığını, davacıların yalnızca Blok 8 nolu daire için aylık 250,00 TL talepte bulunabileceğini, davacıların murisinin sözleşmeye göre 7 adet dairesi olmadığını, 3 adet dairesi olduğunu, toplam 7 adet dairenin A. A.. ile birlikte, E. T.., M.Y.., R. Y.. ve M.

A..'na ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17.10.2007 tarih ve 2006/5624 E., 2007/6390 K. sayılı ilamı ile davalı yararına bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.04.2010 tarihli ikinci karar, yine davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 27.10.2010 tarih ve 4424 E., 5824 K. sayılı ilamıyla, ilk bozmaya uyulduğu halde bozma nedenlerinin tam olarak yerine getirilmediği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamı üzerine verilen kararda direnilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemece verilen direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2012 tarih ve 2011/15-782 Esas, 2012/135 Karar sayılı ilamıyla, uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden evvel, davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı hususunun ön sorun olarak ele alınıp, tartışıldığı, davacıların murisi A. A..’ın 06.06.2000 tarihinde öldüğü, geriye davacılardan başka dava dışı H. B.., G. Ç.., B. A.. ve F..

C..’un da mirasçı olduğu, ancak bu kişilerin davada yer almadıkları gibi herhangi bir vekaletlerinin veya davaya açık muvafakatlerinin de bulunmadığının veraset belgesi ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, 4721 sayılı TMK'nın 599, 640, 644 ve 701. maddelerine göre, miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara ait olduğu, tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız paylarının mevcut olmadığı,

miras ortaklığını oluşturan mirasçıların, terekedeki malvarlığı değerleri üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hükümleri gereğince malik oldukları için, kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamayacakları, hal böyle olunca, tüm mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için birlikte dava açmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri veya TMK’nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması gerektiği, nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.12.1986 tarih ve 1985/11-820 E.,

1986/1177 sayılı kararında da bu ilkenin benimsendiği, anılan karardan sonra 4721 sayılı Kanun'un (TMK) 644. maddesi ile getirilen diğer bir yolun ise, iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi olduğu, buna göre, mirasçıların ya yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ortak hareket etmesi ya da iştirak halinde mülkiyeti, müşterek mülkiyete dönüştürmesi gerektiği, aksi halde, mirasçıların terekeye dahil bir hak veya mal hakkında kendi paylarına düşen kısım için tek başlarına dava açmalarının olanaklı olmadığı,

şayet böyle bir dava açılmış ise, davanın esasa girilmeden aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği, bu emredici kanun hükümlerine göre kural olarak, söz konusu alacak haklarının ancak bütün alacaklıların birlikte hareket etmesiyle borçludan talep edilebileceği, ne var ki kural, mirasçıların hep birlikte hareket etmeleri olmakla beraber, ortaklığı oluşturan mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda usulüne uygun düzenlenmiş bir taksim sözleşmesi bulunuyor ise, bu durumda, diğer mirasçıların katılımı aranmaksızın paylaşım sonucu mal/hak kendisine düşen mirasçının tek başına –veya diğer mirasçılar ile birlikte- dava açabileceği,

eş söyleyişle, mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda taksim sözleşmesi olması halinde mirasçıların her birinin kendi hakkı/alacağı için tek başına dava açmasında bir sakınca bulunmadığı, tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacıların, dava dilekçesinde, murisleri tarafından yapılan “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” sonucu murislerine (7) adet bağımsız bölüm düştüğünü ileri sürerek bu bağımsız bölümlerin geç tesliminden dolayı gecikme tazminatı istedikleri, ancak yargılamada, murislerine ait bağımsız bölümlerin mirasçılar arasında paylaşıldığını,

kendilerine (3) adet bağımsız bölüm düştüğünü ileri sürerek taleplerini bu şekilde darattıkları, mahkemece de, davacılara (3) adet bağımsız bölümün kaldığı gerekçesiyle, (3) adet bağımsız bölüm yönünden gecikme tazminatı hesaplanarak, davacıların miras payları.oranında alacağın tahsiline karar verildiği, davacılar, muristen kalan bağımsız bölümlerin mirasçılar arasında taksim edildiğini, paylaşım sonucu (3) adet bağımsız bölümün kendilerine düştüğünü ileri sürmüş iseler de mahkemece bu yöndeki iddianın kanıtlanmasına olanak tanınmadığı, şu hale göre, mahkemece yapılacak işin;

murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği hususunun kanıtlanması için taraflara olanak ve süre tanınması, sonuçta da tüm deliller toplanıp, birlikte değerlendirilerek, taksim sonucu nizalı yerler davacılara kalmış ise işin esası incelenerek karar verilmesi, taksim yoksa mirasçılardan birkaçı kendi payları için dava açamayacaklarından ve terekenin tüm hakları için dava açmadıklarından terekeye temsilci de atanamayacağından davanın reddine karar verilmesi, bu gerekler yerine getirilmeden eksik araştırma ile önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, mahkemenin direnme kararı bozulmuştur.

Mahkemece, son bozma ilamından sonra yapılan yargılama sonucunda, murisin terekesinin mirasçılar arasında taksim edilip edilmediğini kanıtlamak üzere davacı vekiline süre tanındığı, geçerli bir taksimin varlığının davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.03.2012 tarih ve 2011/15-782 E., 2012/135 K. sayılı ilamında, mirasçıların terekeye dahil bir hak veya mal hakkında kendi paylarına düşen kısım için tek başlarına dava açmalarının olanaklı olmadığı,

şayet böyle bir dava açılmış ise, davanın esasa girilmeden aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği belirtilmiş olmasına ve buna göre davalı yararına Tarifenin 7. maddesi uyarınca vekalet ücreti hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, TMK'nın 676/son maddesinde taksim sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına bağlı olduğunun öngörülmüş bulunmasına göre, davacılar vekilinin ve katılma yolu ile davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraflar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/9113, K. 2014/3125, 21 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/9113
Karar No
2014/3125
Tarih
21 Nisan 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2013/9114 K.2014/3875
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2013/9114 K.2014/3131
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2013/9115 K.2014/3874
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2013/9115 K.2014/9116
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2013/9115 K.2014/3283
  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2013/9115 K.2014/5190

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.