KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/4019 E., 2015/2776 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
539 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın ...Vergi Dairesi ve ... yönünden kabulüne,...Vergi Dairesi yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı, davalılar ... ve Yüreğir Vergi Dairesi vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalıların alacaklarının zamanaşımına uğradığını ve ilk hacze iştirak etmelerinin mümkün bulunmadığını, sıra cetvelinin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek, sıra cetvelinde davalılara ayrılan payın müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalıların alacakları için 6183 sayılı Yasa kapsamında, belli bir süre işlem yapılmaması halinde haczin düşeceği hususunun düzenlenmediği fakat, 102. maddede alacağın zamanaşımına uğrayacağının belirtildiği, zamanaşımını kesen hususları idarenin ispat etmesi gerektiği, davalı ... ve SGK'nın alacaklarının zamanaşımına uğradığı, hacze iştirak kurallarının uygulanmasında bir usulsüzlük bulunmadığı,
6183 sayılı Yasa'nın 21. maddesine göre malın paraya çevrilmesinden evvel haciz konulduğu takdirde garameten paylaşım kurallarının uygulanacağı gerekçesiyle, davanın, davalılar Yüreğir Vergi Dairesi ve SGK yönünden kabulüne, davalılara isabet eden payın davacıya ödenmesine, Seyhan Vergi Dairesi yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı, davalılar SGK ve Yüreğir Vergi Dairesi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yönünden;
5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu HUMK’nın 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 5236 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HUMK’na eklenen Ek-Madde 4'te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2013 yılı için 1.820,00 TL'dir.
Dava dilekçesinde, satış bedelinin dağıtımı için düzenlenen sıra cetvelinde, davalılardan...'nın hacze iştirak hakkı bulunmadığı halde 1.350,00 TL pay ayrıldığı ileri sürülmüş olup, mahkemece, bu davalı yönünden davanın kabulüne dair verilen karar, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı cihetle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da verilebileceğinden, davacı vekilinin, anılan davalıya yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Vergi alacakları için konulan hacizler, haciz tarihindeki alacak ile bu alacağa satışa kadar işleyecek faiz miktarı yönünden sonuç doğurur. Bir diğer ifade ile haciz tarihinden sonra tahakkuk eden vergi alacakları ve fer'ilerinin bu hacizden tatmin edilmesi mümkün değildir. Öte yandan vergi alacaklarının ne şekilde zamanaşımına uğrayacağı da 6183 sayılı AATUHK'nun 102 vd. maddelerinde gösterilmiştir.
Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde mahkemece, vergi ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi seçilerek, davalı ...'nin kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle vergi alacağının miktarı ve hacizlerin kapsamı, miktarı ve tarihleri de saptanarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli, açıklamalı rapor aldırılarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı ve yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/4019, K. 2015/2776, 21 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama