KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/5626 E., 2015/2792 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
619 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat, tapu iptali ve tescil davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Asıl davada Davacı-karşı Davada davalı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının iki payı için toplam 57.000,00 TL aidat yükümlülüğünü ihtarlara rağmen yerine getirmemesi üzerine ortaklıktan ihracına karar verildiğini, ihraç kararı öncesi ferdileşme nedeniyle paylarına isabet eden 2500 ada 12 parsel 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin davalı adına tapuya kayıt edilmesine rağmen aidatların ödenmediğini ileri sürerek, anılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, aksi halde 57.000,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Asıl davada Davalı-karşı davada Davacı vekili, asıl davanın reddini isteyerek, müvekkilinin davalı kooperatife aidat borcu bulunmadığı gibi inşaatların teknik uygulama sorumluluğunu ile mimari ve teknik uygulama sorumluluğunu üstlenmesi nedeniyle kooperatiften alacaklı olduğunu, alacağının tahsili amacıyla açtığı davadan kooperatif yetkilileriyle düzenledikleri 01.11.2007 tarihli protokol gereğince vazgeçtiğini, müvekkilinin kooperatiften toplam 81.577,48 TL alacağı bulunduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, davacı-karşı davalının alacağının saptanması halinde mahsubuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalı kooperatifin çalacağı bulunmadığı, asıl davada davalı-karşı davada davacının 01.11.2007 tarihli protokol hükümleri gözetildiğinde 26.897,71 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 26.897,71 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 34.792,80 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte asıl davada davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 21.504,74 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, asıl davada davalı-karşı davada davacı ... vekilinin tüm, asıl davada davacı-karşı davada davalı kooperatif vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Asıl davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde, mahkemece, asıl davada davacı kooperatifin asıl alacak ve faiz isteminin kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. TBK'nın 121/3. maddesi (BK'nın 104/son) uyarınca temerrüt faizine yeniden faiz yürütülmemesi gerekirken, mahkemece faize faiz uygulanması yerinde değildir.
Bunun yanında TBK'nın 120. maddesi uyarınca, genel kurulca belirlenen temerrüt faiz oranının uygulanarak alacağın tahsiline karar verilmesi gerekir.
Ancak temerrüt faizinin anılan maddenin 2. fıkrasına göre yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı gözetilerek yıllık %18 oranında faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle kararın asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/5626, K. 2015/2792, 21 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama