KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/6533 E., 2015/1865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı, davalı alacaklının kendisine karşı...İcra Müdürlüğü'nün 2008/197 esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlattığını, davalı acaklı ile aralarında bir kredi ilişkisi olmadığını, kimseye kefil olmadığını, kredi çekmediğini, kredi sözleşmesinde ismi geçen imzası olan...'nin kardeşi olduğunu, isimlerinin benzer olduğunu, kendi adına yapılan takibin kesinleştiğini ileri sürerek kendi adına yapılan takibin iptali ile borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının icra takibi başlatıldığında itiraz etmediğini, ayrıca mal beyanında bulunduğunu, davacının iddia ettiği gibi isim benzerliğinden kaynaklanan bir yanlışlığın söz konusu olsa bile davacının zamanında itiraz etmediğini ve dosyada mevcut tüm belgelerde davacının isminin yer aldığını, davacının daha önce dava konusu ile ilgili olarak İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı davada davanın reddine karar verildiğini ve kararın onandığını, kesinleşen hüküm üzerine davacının dava konusu vakıa yönünden yeniden dava açmasının hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,... Başkanlığınca düzenlenen raporda, sözleşme altında bulunan imzanın davacıya ait olmadığı belirtildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı tarafa vekili olmadığı halde, ücreti vekalet takdir edilmiştir. Mahkeme kararının bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden,...'nun 438/7. madde ve fıkrası uyarınca kararın, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. Öte yandan ...'nın 304. maddesine göre davalı taraf vekilinin karar başlığında isminin yazılmaması, mahallinde düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/6533, K. 2015/1865, 23 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama