KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/6662 E., 2015/2067 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2015
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
274 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacılar vekili, müvekkilleri hakkında davalı tarafından... İcra Müdürlüğü'nün 2010/2127 Esas sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini ve müvekkillerinin aleyhine haciz işlemleri yapılarak mallarına haciz tatbik edildiğini, ancak müvekkillerinin davalı tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadığını, takip dayanağındaki senetteki imzaların müvekkillerine ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini ve davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan icra takibinin üzerinden on yılı aşkın bir süre geçtiğini, davacılar aleyhine cebri icra yapılmadığını, bu hali ile bir ve on yıllık zamanaşımının dolduğundan davacıların dava açmakta hukuki yararının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, ... Kurumu raporunda imzaların ... ve ...(...) ...'ın eli ürünü olmadığının bildirildiği, davacıların davasını ispatladığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili talep etmiştir.
Takip, unsurları tam olan senede dayalı olarak başlatılmış olup, davada alacaklı taraf süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunmuştur. ...'nın 778/1-h maddesi yollaması ile 749/1 uyarınca dayanağı senet olan takiplerde zamanaşımı 3 yıllık süreye tabidir.Takip 01.10.2001 tarihinde başlatılmış, dava ise 19.07.2011 tarihinde menfi tespit olarak açılmıştır. Mevcut davada, zamanaşımı süresi geçmiş bulunduğundan davacının davayı açmakta...'nın 114/1 ve 115/2 uyarınca hukuki yararının bulunmadığı hususu göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/6662, K. 2015/2067, 30 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama