KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/7445 E., 2015/2732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski yöneticilerinin davalıyı haksız olarak üyeliğe kabul ettiklerini ve kendisine iki adet konut tahsis ettiklerini, onun da, üçüncü kişilere devrettiğini, davalının konut bedelleri olan 160.000 TL'yi kooperatife ödemediğini ileri sürerek, iki adet dairenin davalıya (tapuda) devrine, daire bedelleri olan 160.000 TL'nin devir tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davada talep edilen alacağın gerçekliğinin belirlenebilmesi için kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiği, bu nedenle davacı vekiline bilirkişi ücret avansını yatırması için kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde davacı vekilinin avansı yatırmaması nedeniyle inceleme yaptırılamadığı, dosya kapsamına göre davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu iptali, tescil ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı tarafın verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki, dosyadaki belgelerden dava açılırken bilirkişi gideri için de avans alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, alınan bu bedel nazara alınmaksızın bilirkişi kurulu için ücret belirlenmesi doğru olmamıştır.
Bunun yanında, 6100 sayılı HMK'nın 267. maddesinde ifade olunduğu üzere mahkemece, kural olarak yalnızca bir bilirkişi görevlendirilebilir. Ancak gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle tek sayıda birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür. Oysa, bilirkişi incelemesi yapılmasına dair verilen ara kararında HMK'nın 267. maddesine uygun bir gerekçe açıklanmadan bilirkişi kurulu marifetiyle incleme yapılmasına karar verilmesi de açıkça yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/7445, K. 2015/2732, 20 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama