İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /23. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 23. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2014/861 K.2014/5556

Taraflar arasındaki aynen ifa, mümkün olmazsa tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davacılar A.. D.., S.. D.. ve M.. D.. yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı A.. D.. yönünden davanın kısmen kabulüne…

Esas2014/861Karar2014/5556Tarih12 Eylül 2014Okuma7 dk · 1.467 kelime

KÜNYE

23. Hukuk Dairesi 2014/861 E., 2014/5556 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Eylül 2014
Mahkemesi
Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarihi
03/07/2013
Numarası
2012/334-2013/303
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.467 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki aynen ifa, mümkün olmazsa tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davacılar A.. D.., S.. D.. ve M.. D.. yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı A.. D.. yönünden davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı A.. D.. vekili ve davacı A.. D.. mirasçıları vekili ile davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-

Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi E. D. davalı ile 22.08.1997 tarihinde imzaladığı ''Mukaveleyi Taahhüt Tutanağı'' gereğince tarlasını hiçbir bedel almadan devrettiğini, davalının kendisine taahhüt ettiği tarlasına yapacağı inşattan iki katlı müstakil bir ev ile site girişine yapılması düşünülen iş yerinden bir dükkanın verilmesini beklediğini, ancak aradan uzun zaman geçmesine rağmen davalının edimini yerine getirmediğini ileri sürerek, ev ve dükkanın verilmesini, aynen ifa mümkün olmazsa 90.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, A.. D.. dışında kalan davacılar yönünden vekillikten çekilmiştir.

Davalı vekili, eser sözleşmelerinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, alacağın 22.08.2002 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin davacıların murisi E. D. tarlanın tapu kadastro ve diğer işlemlerini bizzat takip etmesi karşılığında tarla üzerine yapımı düşünülen inşaattan iki katlı müstakil bir ev ve bir dükkanın verilmesini kapsayan bir eser sözleşmesi olarak yapıldığını, ancak E. D. kendi edimi olan tapu kadastro ve diğer işlemleri yerine getirmediği gibi inşaatın takibini de yapmadığını, E. D.dışında başka hissedarlar da bulunduğunu, müvekkilinin bedelini ödeyerek davacıların murisi de dahil tüm hissedarlardan tarlayı satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı A..

D.. yönünden, 22.08.1997 tarihli ''Mukavele Taahhüt Tutanağı'' resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz ise de, tapuda pay devrini içerdiğinden ve tapuda pay devri de yapıldığından geçersizliğin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesi ile bağdaşmayacağı, zamanaşımının teslimle başlayacağı, sözleşme ifa ile sonuçlanmadığından teslimin söz konusu olmadığı, akdi ilişkinin sonlandığı tarihin belirli olmadığı, taşınmaz üzerine bir takım inşaat işlerinin yapılması nedeniyle taahhütname tutanağındaki taahhütlerin aynen yerine getirilmesinin mümkün bulunmadığı,

dava tarihinde tarla vasfında olan taşınmaz dolayısıyla davacının hissesine düşen miktarın 18.400,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 18.400,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı A.. D..'e verilmesine, diğer davacılar A.. D.., S.. D.. ve M.. D.. yönünden ise, davayı takip etmemeleri nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı A.. D.. vekili ve davacı A.. D.. mirasçıları vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava, davacıların murisi ile davalı arasında yapılan 22.08.1997 tarihli sözleşmeye dayalı olarak sözleşmedeki edimin yerine getirilmesi, mümkün olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

Dosya kapsamından, davacıların murisi E. D. babası kök muris A. R.D. ait bir kısmı tapulu, bir kısmı tapusuz olduğu belirtilen 38.050 m²'lik taşınmazın, davacıların murisi E. D. de içinde bulunduğu kök muris A. R. D. mirasçıları tarafından 2.500,00 TL bedelle 22.08.1997 tarihinde ''Tarla Zilliyeti Satış Mukavelesi'' adı altında yapılan sözleşme ile alıcılar O.. B.. ve M.

A. satıldığı, aynı davacıların murisi E.D. ile alıcılar arasında imzalanan ''Mukavele Taahhüt Tutanağı '' başlıklı sözleşme ile satış mukavelesine karşılık olarak E. D. iki katlı müstakil ev ile bir dükkan verilmesinin taahhüt edildiği, davacıların murisi E. D. de içinde bulunduğu kök muris A.R. D. mirasçılarının taşınmazın tapulu 4.595 m²'lik kısmını tapuda alıcı O..

B..'a devrettikleri, 10.11.1997 tarihinde yapılan kadastro tespitinde taşınmazın bir bütün halinde 39.066 m² olarak davalı O.. B.. adına tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, davacıların murisi Erol Demiröz ile davalı O.. B.. arasında yapılan 22.08.1997 tarihli sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve tapuda pay devri yapıldığından geçersizliğinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı olacağı kabul edilmiş ise de, 22.08.1997 tarihinde davacıların murisinin de içinde bulunduğu kök muris A. R. D. mirasçılarının tamamının aynı taşınmaz ile ilgili önce adi yazılı daha sonra tapuda satış işlemi yapmış olmaları gözönüne alındığında, 22.08.1997 tarihinde davacıların murisi E.D. ile yapılan ''Mukavele Taahhüt Tutanağı'' başlıklı sözleşmenin ilk yapılan sözleşmedeki satış bedelinin muris Erol Demiröz yönünden dükkan ve daire olarak kararlaştırılmasına yönelik bir satış sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda mahkemece, sözleşmenin satış sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü ile iddia, savunma, tarafların def'i ve itirazları bu yönde değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

2)Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer, davacı A.. D.. mirasçıları vekili ile davacı A.. D.. vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

3) Kabule göre de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesi "Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.

Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.

Atanmış mirasçılar da mirası, miras bırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler." hükmünü içermektedir.

Aynı Yasa'nın 640. maddesinde "Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.

Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.

Bir mirasçı ödemeden aciz halinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler." hükmüne, 701. maddesinde "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.

Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.

Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.

Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır." hükmüne yer verilmiştir.

Bu düzenlemeler göstermektedir ki, miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan tüm mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir.

Miras ortaklığını oluşturan mirasçılar, terekedeki malvarlığı değerleri üzerinde elbirliği halinde mülkiyet hükümleri gereğince malik oldukları için, kural olarak tek başlarına veya birkaçı birlikte hareketle terekeye dahil hakkın biri üzerinde tasarrufta bulunamazlar.

Hal böyle olunca, tüm mirasçıların terekeye dahil olan bir hak veya malın terekeye iadesi için birlikte dava açmaları veya hazır olmayanların usulüne uygun şekilde vekaletname ibraz etmeleri veya TMK’nın 640. maddesi gereğince miras ortaklığına temsilci atanması gerekir.

Ne var ki kural, mirasçıların hep birlikte hareket etmeleri olmakla beraber, ortaklığı oluşturan mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda usulüne uygun düzenlenmiş bir taksim sözleşmesi bulunuyor ise, bu durumda, diğer mirasçıların katılımı aranmaksızın paylaşım sonucu mal/hak kendisine düşen mirasçı tek başına –veya diğer mirasçılar ile birlikte- dava açabilirler. Eş söyleyişle, mirasçılar arasında terekenin paylaşımı konusunda taksim sözleşmesi olması halinde mirasçıların her birinin kendi hakkı/alacağı için tek başına dava açmasında bir sakınca bulunmamaktadır.

Bu durumda, mahkemece, murisin terekesinin taksim edilip edilmediği hususunun davacılardan sorulması, usulüne uygun taksim sözleşmesi bulunuyorsa ve taksim sonucu bu yerler anılan davacılara kalmış ise diğer mirasçıların katılımı aranmaksızın, davacı mirasçıların tek başına dava açabileceğinin kabulü;

taksim sözleşmesinin bulunmaması durumunda ise, veraset belgesi getirtilerek anılan davacılardan başka mirasçıların bulunması halinde diğer mirasçıların HMK'nın 59 ve 60. madde hükümleri uyarınca davaya dahil edilmeleri ve asıl olarak katılmaları halinde davaya onaylarının alınması ya da vekili olmayan davacıların ya da dava dışı diğer mirasçıların davayı açan vekile usulüne uygun şekilde vekaletname vermelerinin sağlanması, bunun mümkün olmaması halinde terekeye temsilci atanması için davayı takip eden davacı A..

D..'e süre verilmesi ve tayin edilecek tereke temsilcisi marifetiyle davanın yürütülmesinin sağlanması, davayı açan mirasçılar tarafından diğer mirasçıların davaya muvafakatlarının alınması için davaya dahil ettirilmemesi ya da diğer mirasçılarca davayı takip eden vekile verilmiş vekaletnamelerin sunulmaması ya da davayı açan anılan mirasçıların terekeye temsilci atanması için dava açmamaları durumunda davanın aktif taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, diğer mirasçılar olan bir kısım davacılar A..

D.., S.. D.. ve M.. D.. davayı takip etmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.

Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/1. maddesi uyarınca davacılar A.. D.., S.. D.. ve M.. D.. yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği dikkate alınarak davalı lehine Tarifenin 2. kısmının 2. bölümünde yazılı miktarları geçmeyecek oranda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mirasçıları temyize gelen davacı A.. D..'ün maktu vekalet ücreti üzerinde nispi vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru olmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer, davacılar A.. D.. mirasçıları vekili ile A.. D.. vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadelerine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/861, K. 2014/5556, 12 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
23. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/861
Karar No
2014/5556
Tarih
12 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2014/865 K.2014/19039
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2014/866 K.2014/5440
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2014/866 K.2014/18962
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2014/869 K.2014/18840
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2014/872 K.2014/24850
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2014/873 K.2014/17459

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.