KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/869 E., 2014/3463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Tarihi
- 04/04/2013
- Numarası
- 2012/12-2013/131
Karar Metni
508 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. A.. P.. gelmiş diğer taraftan gelen olmadığından o tarafın yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında müvekkilinden 5510 sayılı kanunun 81/ı maddesinde öngörülen indirim doğrultusunda yapılan kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek, 22.470,59 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kesintilerin haklı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde, 506 sayılı kanun gereğince işveren nam ve hesabına Hazinece yapılacak olan ödemelerde dikkate alınmak suretiyle bu esasların 7. maddesi uygulanmaksızın ödeneceği veya kesileceğinin öngörüldüğü, SGK tahakkuk fişlerinin incelenmesinde davacının prim indiriminden istifade ettiği, davacının faturalarını prim indiriminden yararlandığını belirterek düzenlendiği, davalının da dava dosyasına sunduğu ödeme emirlerinde davacının indirimi faturasına yazdığının görüldüğü, davacının iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesi gereğince davalının hak edişlerinden yapılan kesintilerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanunun 81/ı maddesinde, bu kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin (ı) bendi hükmü uyarınca taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen hizmet aktinin yerine getirilmesi sırasında çalıştırılan işçiler yönünden davalı şirket sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesinde 5 puanlık indirimleri uygulamıştır. Davacı, davalıya hizmet vermiş olup, hizmet tarihleri itibariyle davacı şirketin sigorta primlerinin tahakkuk ve ödenmesinde 5 puanlık indirim uygulaması yasaya uygundur.
Yükleniciye bu indirimleri sözleşmenin diğer tarafı sağlamamış olup, yükleniciden kesinti yapılamaz. Primleri ödeyen yüklenicinin kendi sorumluluğunu yerine getirmesi nedeniyle devletin ona sağladığı bu katkının, sözleşmenin diğer tarafına geçirilmesi anlamına gelen kesinti haksız olup, yüklenicisine iadesi gerekir.
Diğer bir anlatımla, 5510 sayılı Kanun gereğince yapılan indirimler, ne sözleşmede geçen fiyat farkı talebidir, ne de davacıdan alınacak sözleşme bedeline ek bir taleptir. Sadece sigorta ödemelerinde, devletin sağladığı bir ek katkıdır. Sigorta primlerini ödemeyi üstlenmiş olan yüklenici, kendi sorumluluğunu yerine getirirken ve bu arada devletin sağladığı bu katkıdan yararlanırken, bunun davalıya geçirilmesi yerinde değildir.
O halde mahkemece, davacının davalıdan talep edebileceği miktar belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki açıklamalara aykırı şekilde düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilerek, yanılgılı değerlendirme ve gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/869, K. 2014/3463, 5 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama