KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2014/8790 E., 2015/6257 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/04/2014
- Numarası
- 2013/222-2014/52
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında güvenlik hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalıların çalışanı olan dava dışı işçinin müvekkili ve davalılar aleyhine açtığı işçilik haklarından kaynaklı alacak davasını kazanarak, müvekkili ve davalılar aleyhine icra takibi başlatması neticesinde dava dışı işçinin alacağı için müvekkilince takip dosyasına 28.659,46 TL ödendiğini, oysa müvekili ile davalılar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince işçilerin her türlü haklarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.500 TL'nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının alacağının iş mahkemesince verilmiş ilama dayalı olduğu ve davacı tarafça rücu talebine konu edilen ödemenin belirli olduğu, bu nedenle davacının işbu kısmî davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacı tarafa HMK'nın 115/2. maddesi gereğince kesin süre verilmesine rağmen hukuki yarar şartı yönünden eksikliğin giderilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rücuen alacak istemine ilişkindir. Davacı yanın, dava dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca dava dışı işçiye ödediği miktarı belirtmesine rağmen kısmi dava açması nedeniyle mahkemece, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm tarihinden sonra 11.04.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6644 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile HMK'nın 109/2. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Anılan yasal değişiklikte, yürürlükten kaldırılan maddenin zaman bakımından uygulanması ile ilgili bir düzenleme bulunmadığından, usul kanununda yapılan değişikliğin derhal uygulanması gerekir. O halde mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerektiğinden, davacının temyiz isteminin kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/8790, K. 2015/6257, 5 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama