KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2015/1597 E., 2016/2729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
398 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, davacının murisi arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davacının taşınmazdan hisse satın aldığını, 1 numaralı daireyi davacı fiilen kullandığı sırada, davalının dairenin kendisine ait olduğunu iddia ederek, daireyi aldığını ileri sürerek, 1 numaralı dairenin davacıya ait olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,davacının murisi olan arsa sahibinin tüm payını ve bağımsız bölümlerini sattığını, binanın imara aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve bilirkişi raporundan, davacının taşınmazda hissedar olduğu, davacının fiilen kullandığı başka bir bağımsız bölüm bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Taraflar arasındaki 05.05.1999 günlü arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, inşaatın yapımı, davalı... tarafından da yüklenilmiştir. Bu kişiler arasındaki hukuki ilişki, aksine bir delil olmadığından adi ortaklık olarak kabul edilmelidir. Bilindiği üzere adi ortaklığın tüzel kişiliği olmayıp, adı geçen ... de zorunlu dava arkadaşı sıfatıyla husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlanması gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru olmamıştır.
Bununla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca yapı ruhsatı alınarak inşaata başlanmışsa da, yargılama sırasında yapılan keşifte alınan bilirkişi raporu ve belediyeden getirtilen yazılara göre yapının projesine aykırı olduğu, hakkında birçok yıkım kararı bulunduğu, tadilat projesi yapılması veya fiili müdahale yoluyla mevcut aykırılıkların yasal hale getirilme imkanının da bulunmadığı bildirilmiştir.
Bilindiği üzere, imar mevzuatı kamu düzenine ilişkin olup, buna aykırı inşaatın cezai işleme tabi bulunması karşısında, mahkemece, suç teşkil edecek bir yapıya yasallık kazandıracak şekilde varlığının tanınması uygun değildir.Belirtilen bu ilkelere göre davacının kendisine ait olduğunun tespitini istediği bağımsız bölümün bu kapsamda aidiyetine karar verilip verilemeyeceği hüküm yerinde tartışılmadan, sanki ortada yasal bir bina varmışcasına karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
İzah edilen sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/1597, K. 2016/2729, 28 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama