KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2015/1721 E., 2015/2651 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
Karar Metni
1.147 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasındaki kayıt terkini davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
...vacı vekili, müflis....'nın tasfiyesine ilişkin...'nin 2011/1 esas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkilinin alacağının 13 ve 21 . sırada yer aldığını, ancak müvekkilinden önce 3. ve 8. sıralarda sıra cetvelinde yer verilen davalı alacaklının esasen müflis şirketin yönetim kurulunda görev yaptığı,şirket aleyhine muvazaalı olarak icra takipleri yaptığını ve davalının alacağının muvazalı olduğunu ileri sürerek ,davalıya sıra cetvelinde ayrılan 3 ve 8.numaralı sıraların iptaliyle. müvekkilinin alacaklarının bu sıralara alınarak davalının alacağı payın müvekkilinin alacağı oranında, müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2007 yılı sonuna kadar müflis şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan davalının, şirketin ayakta kalabilmesi için şirkete borç olarak verdiği toplam 13.240.999,13 TL'nin bir kısmının tahsili için icra takibi yaptığı, icra takibine esas alacak iflas tarihi olan 17.05.2011 tarihine kadar ticari faiz işletilerek toplam 9.437.772,00 TL olarak hesaplandığı halde, sıra cetvelinin 3. sırasına 11.452.407,00 TL olarak kaydedildiği,
takibe konu alacak haricinde kalan ve iflas tarihine kadar ticari faiz işletilen toplam 14.179.969,00 TL alacağın ise sıra cetvelinin 8. sırasına 13.334.514,00 TL olarak kaydedildiği, davalının şirketin kasa açığını kapatmak için nakit girdi sağladığı, şirketin finans açığını finanse ettiği ve müflisten alacaklı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne ile, davalının iflas tarihi itibariyle 3. sıradaki alacak için 9.437.772,00 TL, 8. sıradaki alacak için taleple bağlı kalınarak 13.334.514,00 TL alacaklı olduğunun kabulü ile bu miktarların masaya kaydedilmesine,
fazla olarak kaydedilen 2.014.634,00 TL alacağın davacının 13. ve 21. nolu alacağına mahsuben davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
İflas sıra cetveline itiraz (kayıt terkini talebi) hakkında verilen hüküm temyiz eden davalı ... vekiline 14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece davanın kısmen kabul edilerek hükmedilen miktara yönelik davalının temyizinin süresinde olmaması nedeniyle davacı lehine kesinleşen kısmı dışında kalan ve davanın kısmen reddi kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Dava, kayıt terkin istemine ilişkindir.
İİK'nın 234/1. maddesi, "İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi, "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir.
Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu husus üzerinde mahkemece re'sen durulmalıdır. Bu süre, kural olarak sıra cetvelinin İcra İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar, eğer davacı, aynı Kanun'un 223. maddesine göre, tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır.
Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır.
Aynı sıra cetveline karşı açılan ve Dairemizin 2015/262 E. sayısında temyiz incelemesi yapılan...liye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/234 E. sayılı dava dosyası ekinde gönderilen mavi renkli klasördeki belgelere göre, davaya konu sıra cetvelinin 04.06.2012 tarihli Bolu Olay gazetesinde ve 05.06.2012 tarihli Ticaret Sicili gazetesinde yayınladığı, gazete asıllarının gönderildiği, davacı vekiline 19.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin geri çevirme kararı üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün 14.01.2015 tarihli yazısı ve dosya içerisinde bulunan kayıt başvuru evrakına göre, davacı vekilinin başvuru sırasında tebliğ için masraf yatırmadığı, davacının alacak başvurusunun sıra cetvelinin 13. ve 21. sırasına kaydedildiği, sıra cetvelinin fotokopisi gönderilen 09.06.2012 tarihli Bugün gazetesinde yayınlandığı anlaşılmış olup, bu bilgilere göre kayıt başvurusu sırasında tebliğ masrafı vermeyen davacı tarafça, en son gazete ilanının yapıldığı 09.06.2012 tarihinden itibaren İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.06.2012 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük dava açma süresi hak düşürücü süre olup mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, süresinde açılan davalar ile ilgili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de; davanın kısmen reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/1721, K. 2015/2651, 17 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama