KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2015/3021 E., 2016/3444 K.·Asıl Ve Birleşen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2016
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Davacılar
- 1-... 2-... 3-... 4-... 5-...
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Vekilleri Av. ...
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
Taraflar arasındaki gecikme tazminatına ilişkin asıl, eksik ayıplı iş bedeli, nama ifaya rehin, taşınmazların teslimine ilişkin birleşen davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen teslime ilişkin dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı arasında 25.09.2002 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede belirlenen süreye rağmen her iki parselde müvekkillerine isabet eden bağımsız bölümlerin teslim edilmediğini 2 parseldeki inşaatlara hiç başlanılmadığını ileri sürerek, 2 parseldeki taşınmazın müvekkilince yapılmasına izin verilmesini, 1 parselde müvekkillerine isabet edecek olan 23 adet bağımsız bölümün teslimi ile 1 parseldeki bağımsız bölümlere ilişkin şimdilik 70.000 USD gecikme tazminatı ve 151.101,00 TL noksan iş bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, akdin ifasının imkansız olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmede öngörülen teslim süresinin dava tarihinden önce sona erdiği, yargılama sırasında 1 parselde bulunan C Bloktaki 23 adet bağımsız bölümün 21.09.2011 tarihinde davalı kooperatif tarafından davacılara eksiksiz olarak teslim edildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı,
dava dışı paşdaş ..... tarafından yüklenici kooperatif aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi davası sonucu, sözleşmeye konu... parsel sayılı taşınmazın satış suretiyle ortaklığının giderildiği ve yapılan satış neticesinde dava dışı ... ile daha önce paydaş olmayan...in davacılarla birlikte paydaş oldukları, ... daha önce yüklenici kooperatif ile yapılan sözleşmeye taraf olmadıkları gibi davalı yüklenici dışında ...... ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmak suretiyle muvafakatlarının bulunmadığı yönündeki iradelerini ortaya koydukları, başlangıçta geçerli olan sözleşmenin yeni ortaklar sebebi ile geçersiz hale geldiği,
kusur dışında tazminat istemelerinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, tazminat ve sair talepler yönünden davanın reddine, konusuz kalan teslim istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı temyiz etmiştir.
.../...
S.2
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacılar vekilinin aşağıdaki bent dışında, asıl ve birleşen davada davacı ve davalılar vekillerinin temyiz itirazlarını reddi gerekmiştir.
2-Asıl davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle geç teslim edilen taşınmaza ilişkin gecikme tazminatı talebine ilişkindir. Dava konusu 2 parsel ile ilgili sözleşme ifası imkansız hale geldiğinden bozma dışında bırakılmış olup, aynı şekilde 1 no'lu parselde yapılan bağımsız bölümlerin teslimi nedeniyle gecikme tazminatı dışındaki taleplerinde konusuz kaldığı sabit hale gelmiş ise de arsa sahiplerince teslim sırasında gecikme tazminatı ile ilgili taleplerden vazgeçildiğine dair herhangi bir iddia ve ispat da bulunulmadığından asıl sözleşme ve tadil sözleşmesine göre şartların oluşması halinde gecikme tazminatı talep edilebilecektir. Bu itibarla mahkemece bağımsız bölümlerin yargılama sırasında teslim edildiğinden bahisle gecikme tazminatı talebinin reddedilmesi isabetli değildir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/3021, K. 2016/3444, 6 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama