KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2015/9779 E., 2016/1229 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
437 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, dairelerin teslim edildiğini, ancak ihtilafa konu 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümlerin yağan ilk şiddetli yağmurda suyla dolduğu ve kullanılamaz hale geldiğini, bu durumun maldaki gizli ayıp olduğunu, bu durumun davalıya ihtar edildiğini ileri sürerek, maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın Tüketici Yasasından kaynaklı hizmet bedelinin iadesi talebini içerir dava olduğu, davacının davayı açarken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla mahkemede dava açtığı gerekçesiyle, davanın İstanbul Tüketici Mahkemesine devrine, esasın bu şekilde kapatılmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Yasa'nın 3/l bendi ile tüketici işlemi kapsamına eser sözleşmeleri alınmışsa da, somut olayda olduğu gibi arsasına karşılık bağımsız bölüm alacak olan arsa sahibinin ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket ettiğinden sözedilemeyeceği, amacının salt kişisel ihtiyaçları için kullanma, tüketme amacını aştığı, Yasa'nın 3/k maddesindeki "tüketici" tanımına uymadığı anlaşılmaktadır.
Bünyesinde taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmesi olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değildir. Güdülen amaç, arsasının değerlenmesini sağlayacak yapının arsa üzerine yapılmasıdır. Bu nedenle, arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü işbu saikinin, 6502 sayılı Yasa'da tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Yasa'nın amacı, kapsamı, 3. maddesindeki tanımlar bütün olarak okunup değerlendirildiğinde ve taraflar arasındaki sözleşmeye konu işin, üst düzey teknoloji ile gerçekleştirilmesi, kapsamı ve karmaşıklığı da dikkate alındığında Yasa koyucunun, salt kullanma ve tüketme amacıyla yapılan, basit nitelikteki (kullanacağı evi için dolap yaptırmak, badana-boya yaptırmak, şahsi aracını tamir ettirmek...vb.gibi) dar kapsamlı olağan tüketim işlemini konu alan eser sözleşmelerini, 6502 sayılı Yasa'nın 3/l. maddesi kapsamına aldığı ve Tüketici Mahkemeleri'nce bakılmasını öngördüğünün kabulü icap eder.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin kapsamı, karmaşalığı ve üst düzey teknolojisi gerektirmesi karşısında, bu davaların; dilekçelerin verilmesi, tahkikat ve hüküm aşamaları yönünden daha kısa ve basit şekilde sonuçlandırılmasında yarar görülen basit yargılama usulüne tabi tutulmasının sakıncaları da gözardı edilmemelidir. (Dairemizin 22.12.2014 tarih ve 10480 E, 8330 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.)
Bu durumda mahkemece, somut uyuşmazlığın 6502 sayılı Yasa kapsamında olmadığı gözetilip uyuşmazlığın esasına girilerek, tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi'nin görevi kapsamında kaldığının kabulü doğru olmamıştır. Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2015/9779, K. 2016/1229, 29 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama