KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/1610 E., 2016/1164 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve karşı alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, daha sonra adı geçen tarafın temyizden feragati üzerine dosya evrak üzerinde incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
1-Karşı davada davacı vekili, kararı süresi içerisinde temyiz etmiş ise de, sonradan temyizden feragat dilekçesi sunmuş olduğu, her ne kadar feragat dilekçesinde kimlik tespitinin bulunmadığı görülmüş ise de, dilekçenin UYAP sistemi üzerinden gönderildiği ve anılan vekilin vekâletnamesinde feragate yetkili olduğu anlaşıldığından, karşı davada davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davada davalı vekili, kararı süresinde temyiz ettikten sonra, davacı asıl 24.02.2016 havale tarihli kimlik tespiti yapılmış dilekçe ile davadan feragat etmiştir.
Hüküm verildikten sonra davadan feragat edilmesi halinde yerel mahkemenin davadan feragat hakkında bir karar verebilmesi uygulaması hakkında 1086 sayılı HUMK’ta bir düzenleme bulunmamakta olup, 11.04.1940 gün ve 1939/15-70 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde hükümden sonra ortaya çıkan ve esas hükmün temyiz yoluyla incelenmesine engel bir durum karşısında, feragatin mahkemesince incelemesinin ve bu konuda bir karar verilebilmesinin sağlanabilmesi için kararın bozulması yoluna gidilmiş, uygulama bu şekilde yerleşmiştir.
(YHGK'nın 16.11.1966 gün ve 1438 E., 290 K.. 27.05.1992 gün ve 2-250 E., 364 K.. 29.09.1993 gün ve 2-49 E., 543 K. sayılı ilamları bu yöndedir.)
6100 sayılı HMK’da bu konuda açık bir düzenleme yapılmamış, ancak bu kanuna dayanılarak çıkarılan ve yeni yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 06.08.2015 tarihine kadar yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği’nin “Karar verilmiş dosyalara ilişkin işlemler” başlıklı 57. maddesinde “Hükmün kesinleşmesinden önce davadan feragat, davayı kabul veya sulh halinde, hâkim dosya üzerinden bu konuda ek karar verir. Taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi sırf bu nedenlerle dosya istinaf veya temyiz incelemesine gönderilmez.” düzenlemesi getirilmiştir. Aynı hükme, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliği'nin 215. maddesinde de yer verilmiştir.
HMK'nın 5. kısım 3. bölümünde yer alan ve davaya son veren taraf işlemlerinden olan feragat, 6100 sayılı HMK'nın 311/1. maddesi hükmü uyarınca, kesin hüküm sonuçlarını
doğurduğu gibi, aynı Kanun'un 309/2. maddesi uyarınca karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır. Öte yandan, aynı Kanun'un 310/1. maddesi uyarınca davadan feragat karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür. Mahkeme davadan el çektiğinden, karar ortada durduğu müddetçe, davayı yeniden ele alıp, feragat nedeniyle bir karar veremez.
(11.04.1940 gün ve 1939/15-70 sayılı İBK ile YHGK'nın 21.11.1981 gün ve 2 E., 551 K. sayılı ilamı bu yöndedir.) YHGK'nın 19.12.2012 gün ve 13-1369 E., 1221 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 06.12.2013 tarih ve 5603 E., 7763 K; 29.09.2014 tarih ve 2028 E; 6027 K.. 27.11.2015 tarih ve 2015/7195 E., 2015/7640 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere.
6100 sayılı HMK'da açık bir hüküm bulunmayan ve İçtihadı Birleştirme Kararı ile yöntemi belirlenmiş bir konuda, yönetmelik hükmüne dayalı olarak, hükümden sonra davanın ele alınması suretiyle ek karar tesis edilmesi doğru değildir.
Bu itibarla, davadan feragat nedeniyle mahkemece bir karar verilmesi gerektiğinden, bunun sağlanabilmesi için asıl davada verilen hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Bozma nedenine göre, asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/1610, K. 2016/1164, 26 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama