KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/2430 E., 2017/271 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin alacaklı olduğunu ve icra takibi yaptıklarını, ... Ltd. Şti.'nin ruhsatının 16.8.2013 tarihinde satışı yapıldığı ve düzenlenen sıra cetvelinin 5.9.2013 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, ruhsat satışının geçersiz olduğunu, kendi hacizlerinin daha eski olduğunu, düzenlenen sıra cetvelinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalının payının silinerek ayrılan bu payın davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında bir husumet olduğunu, bunun ceza mahkemesi kararı ile de sabit olduğunu, kararın gerekçe kısmında taraflar arasında ticari ilişki olduğunun açıkça gösterildiğini, icra borçlusu olan ...'in sağlık merkezi işletmesi için davalıdan nakit para aldığını, para borcunu ödeyememesi üzerine takip konusu bonoları verdiğini, borç ödenmeyince davalının icra yoluna başvurmak zorunda kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin ihale kesinleşmeden ve teminat sunulmadan satış bedelinin ödendiği, geçersiz hacze dayanılarak ve 15 günlük süreye uyulmadan satış yapıldığı ve kendi hacizlerinin daha eski olduğundan icra dosyasındaki sıra cetvelindeki sıralamaya itirazının mahkemenin görevine girmediğinden değerlendirilmediği, dava dışı ... ile davalı ... arasında, teminat için verilen senedin faiz, tefecilik borcu karşılığında mı yoksa çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle teminatın bozdurulması şeklinde mi olduğu konusunda taraflar arasında ihtilaf olduğu,
bunun taraflar arasında muvazaa değil, gerçek ve çekişmeli bir borç ilişkisinin olduğunu gösterdiği, borç miktarında tarafların anlaşamadıkları, böyle bir durumda muvazaa ilişkisinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Davacı tarafça sıra cetvelindeki sıraya ve alacağın esasına aynı anda itiraz edildiğine göre, mahkemece önce sıraya ilişkin şikayet karara bağlanmalı, sonra alacağın esasına ilişkin itiraz değerlendirilmelidir. (Dairemizin 2015/4989 E., 2016/2005 K.; 2011/836 E., 2614 K. sayılı kararları) Mahkemece bu ilke gözardı edilerek sıraya itirazla ilgili herhangi bir inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2)Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/2430, K. 2017/271, 7 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama