KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/386 E., 2018/4282 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, dava dışı borçluya ait taşınmazların satışı sonrası düzenlenen sıra cetvellerinde, satış bedelinin davalıya ait dosyaya ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı ile borçlunun yakın arkadaş olup aralarında ticari ilişki bulunmadığını, alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalıya ayrılan paydan öncelikle müvekkilinin alacağının ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davaların reddini istemiştir.
Mahkemenin görevsizliğine dair verilen karar dairemizin 09.02.2015 tarih 2014/8154 Esas 2015/682 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanması üzerine yetkili ve görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre ispat yükünü üzerinde taşıyan davalı ile borçluların sahibi ve ortağı olduğu ... Otomotiv İç ve Dış Ticaret Ltd.
Şti. isimli şirketteki ...'na ait hisseyi satın almak üzere 10/12/2008 tarihinde anlaştıkları, davalı ile ... arasında düzenlenen ... kefil sıfatı ile imzası bulunan 10/12/2008 tarihli sözleşme gereğince davalının bedelini ödeyerek 1100/1600 oranındaki ... payını devraldığı, hisse devrinin gerçekleşmemesi nedeni ile 23/10/2009 ödeme tarihli senedin takibe konulduğu, senetteki imzanın borçlu ...'na ait olduğunun yapılan bilirkişi incelemesi ile belirlendiği, davalının belirtilen sözleşme ile alacağının varlığını kanıtladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Muvazaaya dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü davalıdadır. Davalının, alacaklı olduğunu birbirini doğrulayan delillerle kesin olarak ispat etmesi gerekir. Somut olayda, 10.12.2008 tarihli hisse devri sözleşmesi ve senetlerin her zaman düzenlenebilecek belgeler olması ve hem hisse bedeli hem de tarih itibarı ile birbirini doğrulamaması nedeniyle davalının alacağını kesin olarak ispat edemediği hususu nazara alınarak davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/386, K. 2018/4282, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama