KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/5383 E., 2020/1248 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2020
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.351 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve karşı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı - karşı davalı vekili, Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/7456 E. sayılı icra dosyasından düzenlenen sıra cetveline itirazda bulunduklarını, bu davada davalı bankanın hem sırasına hem de alacak miktarına itiraz ettiklerini, öncelikle davalı bankanın ipotek teferruatlarının tapuya işlendiği tarih itibari ile müvekkiline ait ticari işletme rehninden sonra tapuya işlendiğini, ticari işletme rehinlerinin menkulleri de kapsadığını, oysa ki ipotekte teferruatların daha sonra tapuya eklendiğini, ayrıca beşinci sırada da bir alacaklarının mevcut olduğunu,
davalı bankanın takip yaptığı ve satışın gerçekleştiği icra dosyasının ise altıncı sırada olduğunu, buradaki fer'ileri de birinci ve üçüncü sıradaki ipotekli alacaklarına ekleyerek alacak miktarını yükselttiğini, birinci ve üçüncü sıradaki alacak miktarlarına da itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalı bankanın ipotek alacağının miktarı belirlenerek artan bakiye bedelin müvekkiline ödenmesine, taşınmaz üzerindeki eklentilerin bedellerinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında, davacı ile dava dışı borçlu arasında yapılan ticari işletme rehininin geçersizliğinin tespitine, kendilerinin de karşı dava ile davacı tarafın alacak miktarına itiraz ettiklerinden, davacı alacağının sıra cetvelinden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı alacaklının aynı borç için hem lehine ipotek kurduran hem de borçludan kambiyo senedi alan alacaklının ipoteğe başvurmadan elindeki senetlere dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaparak ipotekli alacağını bu takipteki sıra cetveline yazdırabileceği, bu nedenle davalının kambiyo senedine dayalı takibinde aynı alacak için aldığı ipotek nedeniyle ipotekli alacağının kambiyo yoluyla yapılan Bursa icra dosyasında birinci sırada ipotekli alacak olarak sıra cetveline yazılmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı,
karşı dava yönünden ticari işletme rehin sözleşmesinin geçerli olabilmesi için karşı davada davalının 1447 sayılı Ticari İşletme Rehin Kanunu’nun 2.maddesinin 2. fıkrasına göre tüzel kişiliğe haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müessesesi, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliğe haiz müessese veya kooperatif olması gerektiği, karşı davalının bu kuruluşlardan olmadığı, bu nedenle ticari işletme rehin sözleşmesinin geçersiz olduğu,
terkin talebi yönünden karşı davacının herhangi bir hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davada ticari işletme rehin sözleşmesinin Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/7456 E. sayılı takip dosyası ve davalı-karşı davacı yönünden geçersizliğinin tespitine, sıra cetvelinden terkini isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı temyiz etmiştir.
1-Dava, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, uyuşmazlığın nisbi ticari dava niteliğini kazanabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
İİK'nın 142/1 maddesinde "Cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflas davaları için Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu yolundaki düzenleme gibi açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Sıra cetveline itiraz davalarında taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davacı ve dava dışı borçlu arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkeme HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir.(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:738)
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ile HUMK'nın 428/2. maddesinin mahkemenin görevli olmamasının mutlak bozma nedeni olduğuna ilişkin hükmü karşısında, görev hususu somut olayda olduğu gibi, açıkça temyize gelmese dahi temyiz mahkemesince re'sen gözetilmelidir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasında ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilerek böyle durumlarda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olaya gelince eldeki davanın 01.07.2012 tarihinden sonra açıldığı hususu da dikkate alındığında, davanın ticari dava olmadığı ve dava tarihi itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği düşünülerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Bozma nedenine göre, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/5383, K. 2020/1248, 24 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama