KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/641 E., 2018/4335 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada sıra cetveline itaraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkili firmanın borçlu ...'den alacaklarının tahsili icra takibine başladığını, yapılan takipte borçlunun ... olan alacakları üzerine haciz konulduğunu, yapılan derece kararında alacağın davalının alacağı ile garameten paylaştırılmasına karar verildiğini, davalının icra dosyasında takibe konu edilen alacağın gerçek bir alacak olmadığını, dosya borçlusu ... ile davalı ...'nın samimi arkadaş olduklarını, hayali bir alacak için senet tanzim ederek verdiğini,alacağın muvazaalı olduğunu ileri sürerek, alacağının muvazaalı olduğunun tespiti ile davalının alacağının 31.07.2012 tarihli sıra cetvelinden çıkarılarak müvekkilin alacağının tamamının davalıya ayrılan paydan ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, icra dosyası borçlusu ... ile eskiden arkadaş olduğunu, işlerinin kötü olması sebebi ile yardımcı olmak için nakit para verdiğini, karşılığında takip konusu bonoyu aldığını, borcu ödemediğini, bononun tanzim tarihinin 01.11.2011 olup vade tarihinin 27.02.2012 olduğunu, bononun davacının alacağının doğmasından çok önce düzenlendiğini, alacağının muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı 28.03.2013 tarihli sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; davalı alacaklının takip borçlusundan alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, bononun başka delillerle doğrulanmadığı sürece alacağın varlığı için tek başına yeterli bir delil niteliğinde olmadığı, davalının yakın arkadaşı olan takip borçlusuna nakit verdiğini ispat edemediği, bononun her zaman düzenlenmesi mümkün olan bir belge olduğu gözetilerek davalının alacağının muvazaalı olduğu sonucuna varılmakla asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davada davalı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/641, K. 2018/4335, 27 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama