KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/7327 E., 2019/336 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği, davalı ile takip borçlusu arasındaki ilişkinin gerçek bir borç ilişkisine dayalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve 3. kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli değildir. Senetler ve çekler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli halefleri yönünden kesin delil niteliğinde olup, temel ilişkinin ve kambiyo ilişkisinin dışında kalan davacı 3. kişi bakımından bu nitelikte bir ispat vasıtası olarak kabul edilemez.
Somut olayda, davalı tarafın, takip konusu bonoya bağlanan temel ilişki hakkında açıklama yapmadığı, dosya kapsamında bono dışında alacağın varlığını ispata elverişli delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davanın kabulü gerekirken, davada ispat yüküne ilişkin çelişkili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/7327, K. 2019/336, 7 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama