KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2016/74 E., 2017/3805 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2017
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
.... Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Avukat ... gelmiş olup, diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı arsa sahibi ile davacı yüklenici arasında 25.07.2013 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davacının inşaata başlama hazırlıkları yaptığını, öncelikle parseller üzerindeki üçüncü kişilere ait intifa haklarını kaldırdığını, tarla vasfındaki parsellerde imar uygulamasına başlandığını, tapuya tescil edildiğini, imar durumu belgelerinin alındığını, parseldeki Belediye hissesinin alımı ile ilgili tüm hazırlıkların yapıldığını, Belediye'nin hisse satış dosyasını tamamladığını, onay için Belediye encümenine verdiğini, mimari projenin çizimi için mimarlık bürosu ile anlaşıldığını,
taslak projenin çizdirildiğini, projeye ilişkin 1/4 miktarını ödediğini, inşaatın yapımının ön hazırlığının sona gelindiği aşamada davalının 06.03.2014 tarihli ihtar ile sözleşmeyi sebepsiz şekilde ve tek taraflı olarak feshettiğini ileri sürerek, 40.000,00 TL menfi, 100.000,00 TL müspet zararının tahsilini talep ve dava etmiş, 26.01.2015 tarihinde talebini 15.000,00 TL menfi zarar ve 1.072.500, 00 TL müspet zararın tazmini olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, , davacı ile yapılan sözlü anlaşmada davalının mülkiyetinde kalacak dairelerin 3+1 şeklinde ve kaliteli malzemelerden imal edileceğinin kararlaştırıldığını ancak imzalanan sözleşmede 2+1 olacağı hususunun yazıldığını, davalının davacıya güvenerek imzaladığı sözleşmenin gerçek iradesine uygun olmadığını, davalının yaşlı bir kimse olduğunu, sözleşme imzalanırken zayıflığından yararlanılarak hile ile bu durumun kendisinden gizlenildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacı müteahhit ile yapmış olduğu sözleşmeyi feshettiği, bu nedenle davacının verdiklerini geri almak ve ayrıca fesih nedeniyle uğradığı olumsuz zararı istemek hakkına sahip olduğu, burada tazmini gereken zararın menfi zarar olduğu, müspet zararın istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL menfi zararına ilişkin tazminat talebinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, müspet zarar talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
.../...
S.2
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin dönme veya fesihle sona erdirilmesi için, ya tarafların iradelerinin bu konuda birleşmesi, ya da feshin mahkeme kararıyla hüküm altına alınması gerekmektedir.
Somut olayda, davalı arsa sahibi taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanını 06.03.2014 tarihinde gerekçesiz olarak ortaya koymuş, davacı yüklenicinin işbu tazminat davasını açtığı tarihte fesih iradeleri birleşerek fesih gerçekleşmiştir. TBK'nın 125/3. maddesine göre sözleşmenin feshinde kusuru bulunmayan borçlu sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararı isteyebilir.
Davalı arsa sahibinin sözleşmeyi gerekçesiz olarak feshetmesi haksız fesih niteliğinde olup, davacı yüklenici haksız fesih nedeniyle uğradığı tüm zararın tazminini isteme hakkına sahiptir.
Bu durumda mahkemece, davacı müspet zararının da hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru olmamıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/74, K. 2017/3805, 21 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama