KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2017/1931 E., 2019/3965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2019
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, dava dışı ... tarafından müvekkili hakkında İzmir 6. İş Mahkemesinde açılan alacak davasının 2011/435 Esas ve 2011/498 Karar sayısı ile karara bağlandığını ve verilen kararın onanarak kesinleştiğini, bu karar gereğince ...'ın Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2012/1799 sayılı dosyasında ilama dayalı icra takibi başlattığını, dosya borcunun müvekkili tarafından 06/07/2012 tarihinde 2.872,38 TL olarak icra dosyasına yatırıldığını,
takibe dayanak kararda müvekkilinin üst işveren sıfatıyla sorumlu görüldüğünü ancak imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesinin 23. maddesinin atıfta bulunduğu Hizmet İşleri Genel Şartnamesi'nin “Yüklenicinin çalıştırdığı personel çalışanlarının hakları ve çalışma şartları” başlıklı 6. bölümünün 38. maddesinde “İşçilik alacaklarından doğan alacaklarda yüklenici firmanın sorumlu olduğu” kaydının yer aldığını bu nedenle sözleşmelerde işten çıkarma sonucunda yasal sorumluluğun yüklenici şirkete ait olduğunu,
müvekkilinin borçtan dolayı şahsi sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 2.872,38 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yasal süre içerisinde davaya cevap vermemişdir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu alacağın iflas alacağı ve masa borcu değil, iflas tarihinden sonra doğan genel nitelikli alacak olması, davanın 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılması, Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasında görev ilişkisinin bulunması, davacının tacir olmaması, davanın da nispi ticari dava olmaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/1-c,115-2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2017/1931, K. 2019/3965, 1 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama