KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2017/422 E., 2017/2000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı kooperatif ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, davalı kooperatifin daireleri süresi içinde teslim etmediğini, sözleşme gereği ödenmesi gereken gecikme tazminatının Alman Markı ile ödeneceğini ileri sürerek, bu tazminatın dava tarihine kadar olan yasal faiziyle birlikte belirlenmesi ve belirlenen asıl alacak ve faizinin toplamı üzerinden eksik harcın ikmalini ve davacılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilleri; alacağın belirli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu uyuşmazlık döneminin ve her ay için istenen cezai şartın miktarının davacı yanca bilindiği, Merkez Bankasının sabitlediği kurun ve alacağın basit bir araştırma ve hesaplama ile tespit edilebileceği, davacı yanında savunmalarında belirsiz alacak davası açtığını ısrarla yinelediği, ancak davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle, açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1)Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı kira tazminat davalarında inşaatın gecikmesi değişik sebeplere bağlı olabilir. Bu nedenle teslim tarihinin tam olarak belirlenmesi ve arsa sahiplerinin hak ettiği tazminat olup olmadığı ve miktarının ne kadar olacağı ancak bazı verilerin toplanması sonucunda yapılacak bilirkişi raporuyla ortaya çıkacaktır. Bu nedenle arsa sahiplerince istenebilecek kira tazminatlarının sözleşme kapsamına göre değerlendirilip belirlenebilir nitelikte olduğunu kabul etmek doğru görülmemiştir. Ayrıca kısmi dava yasağı getiren HMK’nun 109/2. maddesi 11.04.2015 tarihinde 6644 sayılı yasayla kaldırılmış olduğundan artık kısmi davada açılabilmektedir. Bu hususların gözetilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2)Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2017/422, K. 2017/2000, 5 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama