KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2018/384 E., 2020/4125 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2020
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki asıl davada alacak, birleşen davada itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik verilen hükmün asıl ve birleşen davada davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Asıl davada davacı vekili, davalının, taraflar arasındaki anlaşma hükümlerine aykırı olarak, herhangi bir uyarı yapmadan ve varsa ihlalin giderilmesi için süre vermeden, müvekkili hakkında ceza faturası düzenlediğini, “Kullanıcının bağlı bulunduğu fidere arıza intikal ederek kesicinin açması” şeklinde gerçekleştirildiği iddia edilen ihlalle ilgili olarak müvekkilinin hiçbir bilgiye sahip olmadığını ve taraflar arasında bu hususta bir mutakabat bulunmadığını, davalının tek taraflı olarak kestiği ceza faturasının müvekkilince ihtirazi kayıtla ödendiğini ileri sürerek, Mart 2007 dönemine ait fatura bedeli olan 39.728,76 TL’nin tahsilini; birleşen davada ise Ağustos 2009 dönemine ait fatura bedeli olan 84.872,15 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, yapılan işlemlerin mevzuata ve anlaşma hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu fatura dönemi olan Mart 2007 ve Ağustos 2009 tarihlerinde taraflar arasında henüz sistem kullanım ve bağlantı anlaşmaları bulunmadığı, EPDK tarafından hazırlanan genel düzenleyici işlem niteliğindeki tebliğ ve yöntem bildirimleri hükümlerine göre ticari ilişkinin sürdürüldüğü, kanuni bir dayanağı bulunmayan yöntem bildirimi hükümlerine dayalı olarak ceza uygulanamayacağı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabülü ile dava konusu faturaların iptaline ve davacı tarafça ödenen fatura bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2018/384, K. 2020/4125, 8 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama