KÜNYE
23. Hukuk Dairesi 2019/2298 E., 2019/3772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2019
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla
Karar Metni
302 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacılar vekili, davalının kooperatifin eski yönetim kurulu başkanı olduğunu, bir takım işlemleri ile kooperatifi zarara uğrattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL' nin 16.04.2003 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikde davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini miktar itibariyle ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, Yargıtay bozma ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından; davalının sorumluluğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği yine davalının ceza yargılaması sonucu verilen kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm bölümünde davanın kabulüne karar verilmiş olup, gerekçe bölümünde ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarının ıslah edildiğinin belirtildiği yazılı olmasına rağmen ıslah ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir. Mahkeme kararının gerekçe bölümü ile hüküm sonucunun çelişkili olması, mahkeme kararlarının tereddüt doğurmayacak şekilde açık olması kuralına aykırılık oluşturur. HMK'nın 297/2. fıkrası dikkate alındığında, mahkemece oluşturulan gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki doğmuş olup, kararın yeterli ve hükümle uyumlu gerekçe içermemesi de bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2019/2298, K. 2019/3772, 19 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama