KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2008/14580 E., 2011/5961 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Hüküm
- Sanıkların mahkumiyetine dair,
Karar Metni
402 kelime·2 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Sanık ... hakkında kurulan yaralama ve tehdit suçları bakımından kurulan hükümlerin incelemesinde;
5237 S.K.un 87/3 maddesinin 5560 S.K.u ile yapılan değişiklikten önceki halinde ne ceza tayin edileceğinin gösterilmemesi, katılanda vuku bulan kemik kırığının derecesine göre sanık hakkında verilmiş olandan daha fazla ceza tayini gerektirdiği mülahaza edilmekle bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddile hükmün ONANMASINA,
2-Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin incelemesinde;
8.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. Maddesinin 1.fıkrası uyarınca, ...nın 231/5,14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında caza sınırının 2 yıla çıkartılması ve soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suç olma şartının kaldırılması kuralları gereğince bu hususların mahalli mahkemece birlikte değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün sair yönleri incelenmeksizin bu nedenlerle BOZULMASINA,
3-Sanık ... hakkında başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu bakımından kurulan hükmün incelemesinde ise;
05.01.2006 tarihli olup saat 22.20'de tutulduğu belirtilen tutanakta sanığın adının ... olarak gösterildiği, dolayısıyla karakol görevlilerince sanığın adının muayenesi öncesinde bilinmesi gerektiği, dosya içeriğinden ve aynı ... 25 dakika sonra 22.45 'te tutulan adli tıp raporundan sanığın ismini raporu tutan hekime ... olarak bildirdiğinin düşünülebileceği,
Sanığın adli tıp raporunda ismini bu şekilde ... olarak belirtmiş olmasının, sanığın ismini ... olarak muayeneden önceden bildiği anlaşılan polis görevlilerinin hakkında gerçek kimliği çerçevesinde tahkikat yürütmelerini hayatın olağan akışı çerçevesinde engellememesi gerektiği,
Sanığın suçu ikrar ettiği anlaşılmakta ise de, bu ikrarının ilk önce hekim önünde yanlış kimlik bildirimine mi, yoksa polis görevlileri huzurunda yanlış kimlik bildirimine mi işaret ettiğinin yargılama sırasında açıklıkla belirlenmediği anlaşılmakla, Öncelikle sanık tarafından ilk yanlış kimlik bildiriminin fiili olarak önce polis görevlilerine mi, yoksa adli tıp raporunu tanzim eden hekime mi yapıldığının belirlenmesi,
Dosya kapsamına göre somut olayda sanığın fiilinin ancak yanlış kimlik bildirimini ilk önce polis görevlilerine yapmış ise suç teşkil edebileceğinin, Sanığın ve tanık polis görevlilerinin bu çerçevede yeniden ifadelerinin alınması ve sanığın hukuki durumunun neticesine göre değerlendirilmesi Gerektiğinin,Sanığın sahte kimlik bilgisi bildirimini sadece adli tıp raporunu tanzim eden hekime yapmış ise, isnat olunan suçun kanunda belirlenen unsurları değerlendirildiğinde, sanık " hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına engel olacak nitelikte olması" nedeniyle suç teşkil etmeyeceğinin Gözetilmemesi,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2008/14580, K. 2011/5961, 4 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama