KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2012/28830 E., 2012/44564 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma
Müessir fiil suçundan sanık ...'ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4. maddesi uyarınca 445,61 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Alanya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/01/2005 tarihli ve 2004/1648 Esas, 2005/10 sayılı Kararını müteakip, söz konusu müessir fiil suçuna ilişkin kararın kesinleşmemiş olması dolayısıyla yeniden aynı Mahkeme tarafından esas defterine kaydı yapılarak 2005/834 esas numarası ile yargılamaya başlanması sonrasında,
aynı Mahkemenin 2005/358 sayılı dosyasıyla birleştirilmesine dair Alanya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 20/10/2006 tarihli ve 2005/834 Esas, 2006/526 sayılı Kararı akabinde, sanığın 765 sayılı Kanun'un 456/4. maddesi uyarınca 440,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına,
cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair Alanya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/11/2007 tarihli ve 2005/358 Esas, 2007/456 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 27.07.2012 tarih ve 2012/12475-44661 sayılı yazısıyla Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.08.2012 tarih ve 2012/211001 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Alanya 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/11/2007 tarihli kararını müteakip verilen kararların, hukukî değerden yoksun oldukları değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, aynı nitelikteki müessir fiil suçundan sanık ...'ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 456/4. maddesi uyarınca 445,61 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkında kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair kararının 29/03/2012 tarihinde kesinleşmiş olmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesinde yer alan; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." düzenleme karşısında, davanın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2012/28830, K. 2012/44564, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama