KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2016/15379 E., 2017/9720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2017
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Hükümler
- Mahkumiyet, temyiz isteminin reddi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) 16.09.2014 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek karara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan bahisle reddine ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, sanıkların temyiz itirazlarının reddi ile red'de ilişkin 16.09.2014 tarih ve 2013/202 esas-2014/692 karar sayılı ek kararın istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında katılan ...'na yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Sanığın aşamalarda suçlamayı inkar etmesi, ... ile ...'in savunmalarında katılana sopayla vurduklarını kabul etmeleri, sanık ...'un katılana vurmadığını belirtmeleri, olaya dair bilgi ve görgüsü olan tarafsız tanığın bulunmaması karşısında; olay anında olay yerinde bulunan katılanın eşi ...'ın soruşturma aşamasında müşteki sıfatıyla verdiği 01.10.2012 tarihli ifadesinde ...,... ve ...'un sopalar ile eşine saldırdıklarını belirttiği, yargılama aşamasında ise eşini sopa ile darp eden kişiler olarak sadece ... ve ...'ı belirttiği, sanık ...'dan bahsetmediği anlaşılmakla, ...'ın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki ifadeleri arasındaki çelişki giderilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre sanık ile katılanın karşılıklı birbirlerini yaralamaları şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarihli esas 2002/4-238- karar 2002/367 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinde. “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir.
Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir.
Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
d) Sanığın suç tarihi itibariyle adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı dışında kayıt bulunmaması karşısında, maddede öngörülen diğer şartlar açısından da bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi hükmünün uygulanmaması,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2016/15379, K. 2017/9720, 3 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama