KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2020/10205 E., 2020/15744 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2020
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kasten yaralama
- Hüküm
- Mahkumiyete dair
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanırken, 5275 sayılı Kanunun 108/2. maddesi dikkate alınarak, en ağır cezayı içeren mahkûmiyetin tekerrüre esas alınması gerektiği halde sanığın adli sicil kaydında yer alan birden fazla mahkûmiyetinin tekerrüre esas alındığı gibi, Uyap üzerinde yapılan incelemede, sanığın tekerrüre esas alınan ilamlarından Sincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2010 tarih ve 2009/637 Esas - 2010/37 Karar sayılı 5237 sayılı TCK’nin TCK 125/3-a,
125/4 ve 43/2. maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile mahkumiyetine ve TCK’nin 51. maddesi uyarınca ertelenerek 1 yıl 5 ay 15 gün denetim süresi belirlenmesine ilişkin ilamının 17.03.2016 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas olmadığı, yine sanığın tekerrüre esas alınan diğer ilamı olan Sincan(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.06.2011 tarihinde kesinleşmiş, 16.06.2011 tarih ve 2011/153 Esas – 2011/370 Karar sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-a ve 62/1 maddeleri gereğince 150 gün karşılığı 3000 TL adli para cezası ile mahkumiyetine ilişkin hükmün de tekerrüre esas olmadığı belirlendiğinden,
sanık hakkında mükerrir oluşu göz önüne alınarak 5237 sayılı TCK'nin 86/2. uyarınca seçimlik cezalardan TCK’nin 58/3. maddesi uyarınca hapis cezası verilmesi ve tekerrür hükümlerinin uygulanması,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün
uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli,
2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu,
zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/10205, K. 2020/15744, 9 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama