İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /3. Ceza Dairesi

YARGITAY · 3. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2020/11919 K.2020/15622

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;

Esas2020/11919Karar2020/15622Tarih5 Kasım 2020Okuma7 dk · 1.495 kelime

KÜNYE

3. Ceza Dairesi 2020/11919 E., 2020/15622 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Kasım 2020
Mahkemesi
Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar
Kasten yaralama
Hükümler
Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.495 kelime·7 dk okuma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Sanıklar ..., ..., ... ve ...'in yokluklarında verilen mahkumiyet hükümlerine karşı başvurabilecekleri kanun yolu, süresi ve merciinin belirtilmemiş olması nedeniyle eski hale getirme talebinin kabulü ile temyiz istemlerinin süresinde olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;

1) Sanık ... hakkında, ... ve ...’a karşı “Kasten Yaralama” suçlarından verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2009/13-12 sayılı kararı ile aynı Kanun'un 231/12. maddesi gereği itirazı kabil olup temyizlerinin mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, itiraz merciince gereğine tevessül edilmek üzere, temyizen incelenmeyen dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

2) Sanık ... hakkında Burhan’a karşı; sanıklar ..., ..., ... haklarında ... ve ...’ya karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

a) Temyiz incelemesine konu dava dosyasında, taraflardan ...’in ... ve ...’a; ..., ... ve ...’ın ise Vahyettin’e karşı gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı yargılama yapılarak her biri hakkında mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu, taraflar hakkında kurulan hükümlere karşı “sanıklar müdafii” sıfatıyla Av. ... imzalı temyiz dilekçesi ile temyiz isteminde bulunulduğu, UYAP sisteminde yapılan incelemede sanık ...’in, 18/11/2014 tarih ve 10583 yevmiye

numaralı; sanıklar ..., ..., ...’ın ise 28/07/2016 tarih ve 10141 yevmiye numaralı vekaletname ile aynı avukatı vekil olarak tayin ettikleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 tarih ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere, Vahyettin’in Mehmet ve Burhan’a karşı;

..., ... ve ...’in ise Vahyettin’e yönelik eylemlerin failleri olmaları karşısında, aynı avukatın, aynı dosyada hem mağdur vekili hem de sanık müdafii olarak tarafları temsil edemeyeceği, bu durumun savunmada zaafiyet yarattığı ve taraflar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden, somut olayda aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı avukat tarafından temsil edilerek temyiz isteminde bulunmaları suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1. ve 5271 sayılı CMK'nin 152. maddelerine aykırı davranılması,

b) Resmi nüfus kayıt örneğine göre, 01/03/1998 doğumlu olup, suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan mağdur ...’ya 5271 sayılı CMK’nin 234/2. maddesi gereği zorunlu vekil ataması yapılmadan yargılamaya devam edilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 234/2. maddesine aykırı davranılması,

c) Sanıklar hakkında hükümler kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992. Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994. Hiro Balani/İspanya 09.12.1994.

Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken,

tüm tarafların gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma aşamalarında mağdur sıfatıyla alınan beyanlarında, kendilerini yaralayanın kim olduğunu görmediklerini ve sanık sıfatıyla da üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmeleri karşısında, hangi delile ne şekilde üstünlük tanınarak hangi eylemin hangi sanıktan sadır olduğuna, sanıklar Burhan, Vedat ve Mehmet arasında nasıl iştirak ilişkisi kurulduğuna yönelik kabulün, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp, ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtıldıktan sonra sanıklar hakkında hüküm kurulması gerekliliği gözetilmeden,

gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule ve uygulamaya göre de; d) Sanık ...’in eylemi neticesinde Burhan’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Mersin Toros Devlet Hastanesince tanzim olunan 26.02.2011 tarihli raporda, “batın orta seviyede 8-10 cm.'lik kesici delici alet yaralanması olduğu, iç organlarının dışarıda olduğu, sağ elin başparmağında parçalı kesi, sol orbita üzerinde 3-4 cm. uzunluğunda laserasyon” bulunduğunun belirtilmesi, Burhan’ın, bu yaralanma ile hayati tehlike geçirdiğinin anlaşılması; sanıklar Mehmet, Burhan ve

Vedat’ın sabit kabul edilen eylemleri neticesinde Vahyettin’de meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 11/01/2012 tarihli raporda, “Sol femoral arter yaralanması, sol inguinal bölgede yaklaşık 1 cm.'lik kesici delici alet yaralanması,

derin femoral arter bifurkasyonunun 3 cm. distalinden tam kat kesi, tam kat sinir kesisi ve batına nafiz yaralanma nedeniyle, basit tıbbi müdahali ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur.” şeklindeki açıklamalar karşısında, darbe sayısı, taraflar arasında eskiye dayalı husumetin varlığı, silahın elverişliliği gibi hususlar gözetilerek, sanıkların kasıtlarının öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama boyutunda mı kaldığına ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın sanıklar hakkında kasten yaralama suçlarından hükümler kurulması,

e) Tanığı bulunmayan olayın başlangıç ve gelişim anına ilişkin taraflar arasında farklı beyanlarda bulunulması sebebiyle açıklık bulunmadığı ve tarafların karşılıklı olarak yaralandıkları gözetilerek, mahkemece öncelikle tarafların ayrıntılı beyanlarının tespiti ile olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması;

bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine değerlendirilmesiyle, 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (¼) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,

f) Tanığı bulunmayan olayda anlatımları önem arz eden ve 09/04/2013 tarih ve 3. sayılı celse ile başlayıp, 11/04/2014 tarih ve 10. sayılı celseye kadar görülen duruşmalarda, beyan ve şikayetlerinin tespitine yönelik ara kararlar kurulduğu halde, bahse konu ara kararlardan dönülmesine de karar verilmeden, mağdur ... ile kanuni temsilcisi olan annesi Dilber’in beyanları tespit olunmaksızın yargılamaya devamla hükümler kurulması,

g) Sanık ... hakkında, Burhan’a karşı gerçekleştirdiği eylem nedeniyle hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, mağdrun hayati tehlike geçirmesi nedeniyle aynı Kanun’un 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırımı neticesinde belirlenmesi gereken ceza miktarı “2 yıl 12 ay” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “3 yıl 2 ay” olarak tespiti,

h) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle

değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 3) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında Burhan ve Mehmet’e karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

a) Suça sürüklenen çocuk hakkında hükümler kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992. Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994. Hiro Balani/İspanya 09.12.1994.

Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken,

suça sürüklenen çocuk ile mağdurların gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma aşamalarında tespit edilen beyanlarında, mağdurların kendilerini yaralayanın kim olduğunu görmediklerini; suça sürüklenen çocuğunda üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmeleri karşısında, hangi delile ne şekilde üstünlük tanınarak mağdurlar ... ve Mehmet’in, suça sürüklenen çocuk tarafından ne şekilde yaralandığına ilişkin kabulün, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp, ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtıldıktan sonra hüküm kurulması gerekliliği gözetilmeden, gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hükümler kurulması,

b) Tanığı bulunmayan olayın başlangıç ve gelişim anına ilişkin taraflar arasında farklı beyanlarda bulunulması sebebiyle açıklık bulunmadığı gözetilerek, mahkemece öncelikle tarafların ayrıntılı beyanlarının tespiti ile olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması;

bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, şüpheli kalan bu halin suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilmesiyle, 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda (¼) uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,

c) Suça sürüklenen çocuk hakkında, Burhan’a karşı gerçekleştirdiği eylem nedeniyle hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, mağdrun hayati tehlike geçirmesi nedeniyle aynı Kanun’un 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırımı neticesinde belirlenmesi gereken ceza

miktarı “2 yıl 12 ay” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “3 yıl 2 ay” olarak tespiti,

d) Suça sürüklenen çocuk hakkında, Mehmet’e karşı gerçekleştirdiği eylem nedeniyle hüküm kurulurken, yargılama konusu fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmadığı ve güncel adli sicil kaydına göre yargılama konusu suç tarihinden önce herhangi bir mahkumiyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, hakkında kurulan hükümde TCK’nin 86/2. maddesinde belirtilen seçenek yaptırımlardan “hapis cezası”nın tercih edilmesi karşısında, neticeten hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nin 50/3. maddesi gereğince, aynı Kanun’un 50/2. maddesi de gözetilerek, TCK'nin 50/1. maddesinde düzenlenen “adli para cezası” dışında seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi suretiyle, hükmolunan hapis cezasının TCK’nin 51. maddesine göre ertelenmesine karar verilmesi,

SONUÇ / HÜKÜM

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/11919, K. 2020/15622, 5 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2020/11919
Karar No
2020/15622
Tarih
5 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/11919 K.2020/15622
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/11920 K.2020/15623
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/11921 K.2020/15624
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2020/11921 K.2020/16097
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2020/11921 K.2020/18946
  • Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2020/11922 K.2020/15625

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.