KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2020/6448 E., 2020/11090 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2020
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Kasten yaralama
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
530 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: Adli sicil kaydında, tekerrüre esas sabıka kaydı bulunan sanık hakkında TCK'nin 86/2, 86/3-a, 29 ve 62. maddeleri gereğince belirlenen 2 ay 15 gün hapis cezasının TCK'nin 50/1-f maddesi gereğince 2 ay kamuya yararlı bir işte çalıştırma seçenek tedbirine çevrilmek suretiyle, TCK'nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanma imkanının ortadan kaldırılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla.
17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin,
19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş... ” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla;
her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Sanığın, kızı olan mağduru, tabureyle yaraladığı olayda, birden fazla nitelikli halin(TCK 86/3-a ve 86/3-e) birleşmesi halinde, TCK'nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi ve TCK'nin 61. Maddesindeki ölçütler dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Oluşa ve dosya içeriğine göre, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 Karar sayılı kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi gereğince asgari (1/4) oranda haksız tahrik indirimi uygulanması gerekirken yazılı şekilde (1/2) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/6448, K. 2020/11090, 21 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama