KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2020/9044 E., 2020/10397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2020
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suçlar
- Kasten yaralama
- Hükümler
- Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Karar Metni
526 kelime·3 dk okuma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1)Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla.
17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin,
19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla;
her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK'nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
2)Hükümlerin açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, 5237 sayılı TCK'nin TCK'nin 125/1. maddesinde düzenlenen "hakaret" suçu olduğu, "hakaret" suçunun uzlaşmaya tabi olmayan TCK'nin 106/1-1. cümlesindeki "tehdit" suçu ile birlikte işlenmesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesi gereğince uzlaşmaya tabi olmadığı; ancak "tehdit" suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı ve bu durumda ihbara konu "hakaret" suçunun uzlaşmaya tabi olmayan başka bir suç ile birlikte işlenmesi durumunun ortadan kalktığı;
ayrıca Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2016 tarih, 2015/549 Esas ve 2016/143 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında tehdit suçundan beraat kararı verildiği anlaşılmakla.
TCK'nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, söz konusu hakaret suçu nedeniyle verilen mahkumiyet ilamına ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaşmanın sağlanması halinde sanığın güncel adli sicil kaydında ihbara konu olabilecek başkaca ilamların bulunup bulunmadığı da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre, açıklanmasıgeribırakılanhükümlerin açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/9044, K. 2020/10397, 10 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama