KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2021/14452 E., 2025/5851 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2018/1026 E. - 2018/967 K.
- İlk derece mahkemesi
- Erdek Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/482 E. - 2018/187 K.
- Suç
- Cumhurbaşkanına Hakaret
- Hüküm
- TCK'nın 299/1-2, TCK'nın 53 ve 58/7 maddeleri ve CMK'nın 283. maddesi uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince kesin olarak verilen hüküm, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanuna eklenen geçici 5 inci maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
1-Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken suçun unsurlarının teşdit nedeni yapılarak yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
2-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.03.2021 tarih ve 2019/1-289 Esas ve 2021/109 sayılı Kararında açıklandığı üzere;
07.06.1976 tarihli ve 3-4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile bu doğrultudaki birçok Ceza Genel Kurulu kararında açıkça vurgulandığı üzere; kanun koyucu, hâkime takdiri indirim hükmünün uygulanması konusunda geniş bir takdir yetkisi tanıyarak, uygulamada çıkabilecek olan ve önceden öngörülme imkânı bulunmayan çeşitli hâlleri kapsayacak bir kalıp bulmanın zorluğu karşısında, hâkimin bu yetkisini sınırlamaktan özenle kaçınmış, bu tavrını 5237 sayılı TCK’da da devam ettirmiştir.
Ancak, hâkimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dosya içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tâbi olacağında da şüphe bulunmamaktadır.
Anayasanın 141. ve 5271 sayılı CMK'nın 34 üncü maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Gerekçe, verilen hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun olarak izah edilmesidir. Yasal ve yeterli olmayan, dosya içeriğine uymayan bir gerekçeyle karar verilmesi hem kanun koyucunun amacına uygun düşmeyecek, hem de tarafları tatmin etmeyerek keyfiliğe yol açacaktır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılama boyunca duruşmanın düzenini bozduğuna veya başkaca bir olumsuz tutum veya davranışının bulunduğuna ilişkin tutanaklara yansıyan bir durum bulunmayan sanık yönünden takdiri indirim konusunda bireysel bir değerlendirme yapılmayıp diğer sanıklarla birlikte genel bir değerlendirmeye tabi tutularak yetersiz ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan gerekçelerle, takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/14452, K. 2025/5851, 24 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama