KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2021/15700 E., 2023/1861 K.·İncelenen Kararın;
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Ret
Karar Metni
1.269 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin her ne kadar temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verilmediği görülmüş ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/573 Esas 2022/119 sayılı Kararında belirtildiği üzere, temyize konu kararın ayrıca sanığa tebliğinin gerekli olması ve dosya içeriğine göre ...
Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin anılan kararının sanığa tebliğ edilmediği, sanığın hakkındaki kararı öğrenmesi üzerine 02.12.2022 günün temyiz talebinde bulunduğu ve temyiz kanunu yolu başvurusunun süresinde yapıldığı anlaşılmakla, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumu bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. .... Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2018 tarihli ve 2017/977 Esas, 2018/344 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin , 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2018/3072 Esas, 2019/482 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.10.2021 tarihli ve red görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/977 Esas 2018/344 sayılı Kararın bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında aşamalarda alınan gizli tanık Baran'ın beyanlarından sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde olduğu, Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikası üyesi olduğu, her ne kadar söz konusu sendika legal görünümlü olsa bile kolluk tarafından yapılan araştırma tutanağı doğrultusunda söz konusu sendikanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunun tespit edildiği ve bu sendikanın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün stratejileri ve amaçları doğrultusunda hareket ettiğinin tespit edildiği,
bu haliyle sanığın bahsi geçen sendikaya üyeliğinin diğer sayılan delillerle birlikte değerlendirilmesinde sanığın terör örgütü ile olan organik bağını ortaya koyduğunun anlaşıldığı, 17 Aralık 2013 tarihinden sonra FETÖ/PDY terör örgütü üyeleri tarafından telefon dinlemeleriyle ilgili tedbir alınmaya başlandığı, bu kapsamda örgüt görüşmelerinin LİNE, Whatsapp, VİBER, Hİ, KAKOA TALK, COVER ME vb. programlar üzerinden yapıldığı,
bu programların güvenlik zaafiyeti olduğundan örgütün bu programları kullanmaktan vazgeçtiği, FETÖ/PDY terör örgütü Lideri ...’den gelen talimatla örgüt üyelerinin yoğun olarak BYLOCK denilen programı kullandığı ve Bylock üzerinden mesajlaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağladıkları, bu hususta Bylock programı üzerinden görüşme yapmayanların örgüte ihanet ettiği hususunun bildirildiği, bu kapsamda soruşturma aşamasında yapılan araştırmalar neticesinde ve kovuşturma aşamasında gelen Bylock içerikleri ve raporlarından, ayrıca BTK HTS analiz raporlarından anlaşılacağı üzere sanığın Bylock isimli programı yüklediği,
kendisine ait ID ve kullanıcı adı oluşturduğu ve örgüt üyelerinin ekli bulunduğu, örgüt üyeleri ile mesajlaşmalarının tespit edildiği, ayrıca ilgili numaranın sanığın kendisinin kullandığını ikrar ettiği, bu şekli ile Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiği, sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı inkar yoluna gitmiş ise de dosya kapsamındaki deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; sanık savunmasının alması muhtemel cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmediği,
sanığın yukarıda açıklandığı şekilde örgüt faaliyetlerinde bulunduğu ve FETÖ/PDY terör örgütüne ait olan bylock isimli haberleşme aracını kullandığı bu şekli ile sanığın terör örgütüne aidiyet duygusu içerisinde örgütün emir ve talimatlarını sorgulamadan yerine getirdiğinin anlaşıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetlerinin terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığı, yukarıda açıklanan nedenler dikkate alındığında;
sanığın üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanığın eylem çeşitliliği, suçun işleniş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saiki, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, sanığın cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayinine, sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık yararına cezayı hafifletici takdiri indirim yapılmasına,
sanığın TCK'nın 53 üncü maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılmasına, sanık hakkında TCK 58/9 uncu maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, sanığın göz altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin mahkememizce hükmolunan cezadan TCK'nın 63 üncü maddesi uyarınca mahsubuna, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak hakkında uygulanmakta olan adli kontrol hükümlerinin aynen devamına karar verilerek cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, duruşma açılarak İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas ve 2015/1292 karar. 26.10.2015 tarih, 2015/1565 esas ve 3464 karar).
TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3'ten 3/4'e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Dosya kapsamı nazara alındığında; sanığın incelenen dosya kapsamı ve temyiz aşamasında gönderilen 02.12.2022 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirip bu yönde yeni ve detaylı beyanlarda bulunmak ve teşhisler yapmak istediğini belirtmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisinde kaldığı süre,
örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında uygulanan kanun maddesinin amaç ve gerekçesi ile orantılılık ilkesi çerçevesinde belirlenen ceza üzerinden dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun indirim oranının belirlenmesi ve indirim oranının derecesinin tartışılmasında zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.03.2019 tarihli ve 2018/3072 Esas, 2019/482 sayılı Kararında 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/15700, K. 2023/1861, 4 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama