KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2021/19059 E., 2023/6341 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·2 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 09.04.2018 tarih ve 2018/125 Esas, 2018/1049 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere;
5271 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrasında “Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve kanunun zorunlu müdafiiliği kabul ettiği hallerde müdafiinin hazır bulanması şarttır.” şeklinde duruşmada hazır bulunması gerekenler gösterilirken “zorunlu müdafiiyi” mahkeme heyetinden saymıştır.
5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bendlerinde, kanuna kesin aykırılık halleri içinde “mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması ile Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” gösterilmiştir. Temyiz denetiminde bu madde kapsamındaki hukuka aykırılıklar temyiz kapsamında gösterilmiş olmasa da re’sen incelenecektir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan sanığın, kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi gereğince re’sen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hal nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ncı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde,
adaletin selameti açısından gerekli olan müdafinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp, sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanarak, yukarıda izah edilen mevzuat ile 5271 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bendlerine muhalefet edilmesi hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
II. KARAR
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/19059, K. 2023/6341, 26 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama