İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2022/10073 Karar: 2024/7366 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/10073 K.2024/7366

3. Ceza Dairesi 2022/10073 E. , 2024/7366 K. "İçtihat Metni" 2017/150 - 2018/124 sayılı KATILANLAR : 1-T.C. ... 2-T....M. Başkanlığı 3-... 4-... 5-... SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım, nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi beraat kararlarının CMK

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2022/10073 E. , 2024/7366 K. "İçtihat Metni" 2017/150 - 2018/124 sayılı KATILANLAR : 1-T.C. ... 2-T....M. Başkanlığı 3-... 4-... 5-... SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım, nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi beraat kararlarının CMK

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2022/10073 E. , 2024/7366 K. "İçtihat Metni" 2017/150 - 2018/124 sayılı KATILANLAR : 1-T.C. ... 2-T....M. Başkanlığı 3-... 4-... 5-... SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım, nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi beraat kararlarının CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılarak Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 39/1-c, 62/1, 53, 58/9, 63 maddeleri ve nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/2, 109/3-a,b,c, 43/1, TMK'nın 5/1, TCK'nın 39/1-c, 110/1, 62/1, 53, 58/9 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafiisi, katılan TBMM Başkanlığı vekilleri, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı Bölge adliye mahkemesince kurulan hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; I-Katılan ... vekillerinin temyiz isteminin incelenmesinde: Nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun niteliği itibariyle katılan ...M. Başkanlığının bu suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle, davaya katılma hakkının bulunmadığı ve davaya katılmasına ilişkin verilen karar da hukuki değerden yoksun olup, bu suçtan kurulan hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, bu suç yönünden katılan ... vekillerinin temyiz isteminin, CMK'nın 298/1 inci maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri belirlenmekle, işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; II-HUKUKİ AÇIKLAMALAR: Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus, suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildikleri kanıtlanamayan; ancak, suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). III-DOSYA KAPSAMI İTİBARİYLE GERÇEKLEŞTİRİLEN EYLEM VE FAALİYETLER: 15 Temmuz 2016 gecesi Fethullahçı terör örgütünün ordu içine sızmış militanları tarafından ülke genelinde gerçekleştirilen darbe girişimi ile birlikte, darbecilerin oluşturduğu Yurtta Sulh Konseyi olarak adlandırılan ekip tarafından hazırlanan sözde sıkıyönetim komutanları listesinin oluşturulduğu, darbe gecesi bu listelerin ilgili komutanlıklara sistem üzerinden gönderildiği, Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Eski Komutanı olan darbe girişimine katılan Tuğgeneral ...'nün Elazığ sözde Sıkıyönetim Komutanı olarak atandığı, ...'nün Sıkıyönetim Komutanı olarak atandıktan sonra emri altında bulunan Hozat 51. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Eski Tugay Komutan Yardımcısı ...'a önceden darbe hazırlığı yapılması konusunda talimat verdiği, hakkında dava açılan ve yargılaması Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam etmekte olan ...'un Hozat ilçesinde ve Tugay'da sözde Sıkıyönetim Komutanı ...'nün talimatları gereği hazırlıklara başladığı, bu kapsamda ...'nün talimatlarının kendisine bağlı olan Pertek 1. Motorlu Piyade Tabur Komutanı olan ...'a bildirdiği, ...'un HTS kayıtlarına göre ... ile görüşerek, ondan da talimat aldığı ve Pertek ilçesinde hain darbe girişiminin hazırlıklarına başladığı, 15 Temmuz gecesi saat 21.30 sıralarında Pertek 51. Motorlu Piyade Komutanı Tank Kurmay Yarbay ... tarafından cep telefonu ile Pertek Kaymakamı ..., Pertek Cumhuriyet savcısı ... ve Pertek İlçe Emniyet Müdürü ...'ın direkt olarak arandığı, ...'ın da İlçe Jandarma Komutanını arayarak bilgi verdiği, akabinde birlikte Kışla'ya geçtikleri, ayrıca Pertek İlçe Jandarma Komutanı olan Yüzbaşı ...'un o sırada Piyade Tabur Komutanlığı'nda bulunan Jandarma Başçavuş ... tarafından ...'un ricası ile aranıldığı, anılan kişilerin çok önemli ve çok acil bir durum olduğundan bahisle 1. Piyade Tabur Komutanlığı Kışlası'na davet edildikleri, ... tarafından yapılan davete yukarıda isimleri yazılı şahısların icabet ettiği, tabura çağrılma sebebi ile ilgili ...'a soru sorulduğu, kendisinin ısrarla konuyu söylemekten imtina ettiği ve 51. Motorlu Piyade Komutanı Tuğgeneral ... Ünlü'nün emrini beklediğini söylediği, saat 23.30'a kadar Tabur Komutanı'nın konutunun bahçesinde kalındığı, müteakiben ülke genelinde meydana gelen olayların öğrenilmesiyle ortaya çıkan durumdan duyulan rahatsızlık nedeniyle Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın kışladan ayrılmak istedikleri, Kaymakam ...'ın korumaları ile birlikte aracına binerek ayrılmak istediği sırada Tabur çıkış kapısı önünde zırhlı aracın kapıyı kapatacak şekilde durduğunun görüldüğü, bekleyen askerlere korumalar tarafından Kaymakam ...'ın araçta bulunduğu söylenilmesine rağmen kapının açılmadığı, yine aynı şekilde Cumhuriyet savcısı ... ve Emniyet Müdürü ...'ın araçları ile çıkmak üzere hareketlendikleri sırada Yarbay ... tarafından tekrar çağrıldıkları, bekletme sebebi olarak ...'un komutandan telefon geleceğini, telefonla ulaşamadığını, muhtemelen yolda olduğunu belirttiği, ...'un önceki samimiyetlerine inanarak bir müddet daha kalınmasını rica ederek, sokağa çıkma yasağı ile ilgili yazı geleceği söylendiği, bu yazının birlikte görülmesinin istenildiği ve karargah binasına ısrarlı ricalar üzerine götürüldükleri, ancak herhangi bir yazının gösterilmediği, yaklaşık yarım saat beklemenin ardından herhangi bir gelişme olmaması sebebiyle Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın tekrar ayrılmak istedikleri, fakat ... tarafından Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın önlerine geçmek suretiyle engellendikleri, bu durum karşısında Yüzbaşı ... tarafından ...'a hitaben "kanuna aykırı emirleri uyguluyorsunuz, kişileri hürriyetinden yoksun kılıyorsunuz, bu duruma İlçe Jandarma Komutanlığı olarak kesinlikle destek verilmeyeceğini, kendisinin bu konuda vereceği emirlere de hiçbir İlçe Jandarma Komutanlığı personelinin riayet etmeyeceğini" söylediği, buna rağmen makam odasında hiç kimsenin çıkmasına müsaade edilmediği, Kaymakam ... tarafından makam odasının kapısının açıldığı sırada ... tarafından engellendiği ve kapı önünde askerlerin beklediğinin görüldüğü, gelişmeler üzerine Kaymakam ... tarafından durumun Tunceli Valisi ... Kaymak'a telefon ile bildirildiği, o sırada ...'un Vali bey ile telefonda görüşmek istediği, yapmış olduğu görüşmenin akabinde niyet ve tavrında herhangi bir değişikliğin olmadığı, bunun üzerine durumun İlçe Jandarma Komutanı ... tarafından Tunceli Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral ...'ya bildirildiği, Jandarma Bölge Komutanı tarafından ...'a Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın çıkışlarına derhal müsaade edilmesi yönünde odada bulunanların duyabileceği şekilde şifahi olarak emir verildiği, Tümgeneral ...'nın vermiş olduğu emre rağmen ...'un Suat Albaya ulaşmaya çalıştığını söyleyerek orada bulananların çıkışına yine izin vermediği, bunun üzerine Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın odadan çıkmak istedikleri, ...'un emri ile tabur personelinin bazılarının Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın karşısına çıkarak fiziken engel oldukları, Yüzbaşı ... ...'ın da ...'un talimatlarını yerine getirerek bu engellemeleri gerçekleştirdiği, Kaymakam ... ve Cumhuriyet savcısı ...'nın ayrılmak istedikleri yönündeki ısrarları üzerine ...'un Kaymakam ...'ı güç kullanmak suretiyle makam odasına çektiği, Cumhuriyet savcısı ...'nın ise tabur personelinin oluşturduğu kalabalığı yararak bahçe kısmına indiği sırada yine ...'un tabur personeline "tutun tutun" şeklinde talimat verdiği sırada askerlerin Cumhuriyet savcısı ...'nın önüne geçtikleri, Cumhuriyet savcısı ...'nın askerleri uyararak ve kalabalığı geçerek bina önüne indiği, bina çıkış kapısı önünde tam bilmemekle birlikte 10-15 askerin olduğunun görüldüğü, bu sırada Cumhuriyet savcısı ...'nın bina önünde bekleyen askerlere yapılanın yanlış olduğunu, kanunsuz emirlerin uygulandığını dile getirdiği, Kaymakam ...'ı almak için yukarı çıkan koruma görevli polis memurları ... ve ...'ın Uzman Çavuş olan sanık ...'in önderliğinde görevli yaklaşık 10-15 silahlı tabur personeli tarafından engellendiği, ... ...'ın da ...'in emriyle bina önünde Cumhuriyet savcısı ... ile tartışarak gitmesine engel olmaya çalıştığı, akabinde ...'un aşağı inerek kapı önünde ... askerleri dağıtarak Cumhuriyet savcısı ...'yı yukarı davet ettiği, daha büyük olaylara sebebiyet vermemek maksadıyla tekrar ... makam odasına dönüldüğü, yaşanan bu olayların tekrar Tunceli Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral ...'ya iletilmek istenildiği, ancak tabur karargah binası önüne çekilen kobra aracına monte edilmiş Jammer cihazıyla iletişimin engellendiğinin görüldüğü, makam odasında bulunulduğu sırada Kaymakam ..., Cumhuriyet savcısı ..., İlçe Emniyet Müdürü ... ve İlçe Jandarma Komutanı ... tarafından ...'a hitaben kanuna aykırı hareket edildiği, kişilerin hürriyetinden yoksun kılındığı ve iletişimlerinin engellendiği, hiç kimsenin bu şekilde zorla orada tutulamayacağı hususlarının ısrarla ifade edildiği, ayrıca ...'un Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral ...'nın talimatı olmasına rağmen emri uygulamadığı, kendisinin ilk amirinin Tugay Komutanı olduğunu belirttiği, rütbeli personellerin büyük çoğunluğunun emirlerini yerine getirmemesi nedeniyle eylemlerine devam edemeyeceğini anlayan ...'un odadan çıkarak telefon görüşmesi yaptığı, tekrar odaya döndüğü ve orada bulunanların ayrılabileceğini söylediği, Kaymakam ..., Cumhuriyet Savcısı ..., ilçe Emniyet Müdürü ... ve İlçe Jandarma Komutanı ...'un saat 00.55 sıralarında olay mahallinden ayrıldıkları, bu durumun Cumhuriyet savcısı ..., İlçe Kaymakamı ..., İlçe Jandarma Komutanı ... ve İlçe Emniyet Müdürü ... tarafından tutanak altına alındığı dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır. IV-SANIĞIN EYLEMLERİ VE HUKUKİ DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ: A-SANIĞIN EYLEMLERİ: Yukarıda ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere, özellikle ... olmak üzere katılanların anlatımları, tanıklar olan Cumhuriyet savcısı koruması Mehmet Barım, Kaymakam korumaları ... ve ..., İlçe Emniyet Müdürü korumaları ... ve ..., İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı olarak görev yapan korucu ...'in aşamalardaki özü itibariyle tutarlı ve birbirleriyle uyumlu beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın olay günü darbe girişimine katılan Yarbay ... ve Yüzbaşı ... ...'dan aldığı emir üzerine katılanların korumalarını oyalamak amacıyla haber merkezine ve gazinoya götürdüğü, darbe girişiminin basın tarafından halka duyurulmaya başladığı sırada tanıkların televizyonun açılması taleplerine rağmen bozuk olduğunu söyleyerek açılmasını engellediği, tanıkların durumdan şüphelenerek katılanların yanına gitmek istemeleri üzerine emrindeki askerlerle birlikte buna engel olduğu, Yarbay ... ve Yüzbaşı ... ...'ın emirleri üzerine katılanların oradan uzaklaşmalarını engelleyen askerler arasında yer aldığı hususlarının tespit edildiği, B-SANIĞIN HUKUKİ DURUMU: Sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım ile nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Dosya kapsamı itibariyle, darbe girişimine katılan Yarbay ... ve Yüzbaşı ... ...'ın emirleri üzerine suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen eylemlerinin, TCK'nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçunu oluşturduğuna dair kabulde hukuki bir isabetsizlik görülmemekle; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım ile nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, sanığın suçun icrasına başlanmasından sonraki eylemleri, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bir bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olduğundan, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun vasfının tayin edildiği, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, incelenen dosya kapsamına göre Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım ile nitelikli şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sübutunun kabul edildiği ve bu kapsamda, sanığın savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği anlaşılmakla, sanık ve müdafisi, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan ...M Başkanlığı vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet hükümlerinin ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi gereğince dosyanın Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla