Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2022/13197 E. , 2025/16211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2018/1628 E., 2020/506 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2017/313 E., 2018/535 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2022/13197 E. , 2025/16211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2018/1628 E., 2020/506 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI: 2017/313 E., 2018/535 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM: Kamu kurum ve kuruşuşları zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından CMK 223/2-a maddesi gereğince verilen beraat, Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının reddi ve istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Katılan ... vekilinin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Katılan vekilinin temyiz dilekçesinin sonuç bölümünde atılı suç yönünden üst hadden cezalandırılması gerektiğinden bahisle temyize geldiği, tebliğnamede görüş bulunmadığı, ancak katılanın bu suç yönünden zarar görmediği ve katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla ek görüşe göndermeye gerek olmadığı düşüncesiyle yapılan incelemede; Bölge adliye mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ...'nın istinaf başvurusunun, suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmemesi ve bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve itiraz merciince de bu hususta bir karar verildiği anlaşılmakla temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının bu talepler yönünden tebliğnameye aykırı olarak İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2-Katılan ... vekilinin sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararının niteliği itibariyle 5271 sayılı CMK'nın 286/2-(g) maddesi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasına veya adlî para cezasını gerektiren suçlarla ilgili ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup temyizi mümkün bulunmadığından, katılan vekilinin temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, 3-Katılan ... vekilinin sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın suç tarihinin sanığın meslekten ihraç edilmemesi nedeniyle iddianame tarihi olan olan 01.03.2017 tarihi olduğu, suç tarihinden önce 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra sanık hakkında cezayı artıran nitelikli hal olarak TCK'nın 158/3. maddesinin yürürlüğe girdiği, suç tarihi nazara alındığında sanık hakkında TCK'nın 158/3. maddesinin uygulanma ihtimalinin bulunduğu, bu durumda sanık hakkında uygulanması gereken TCK'nın 158/1-e, 43/1 ve 158/3. maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırının CMK'nın 286/2-g. maddesinde öngörülen 10 yıl hapis cezasının üzerine çıkması gözetilerek; Yapılan yargılama sonunda yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığına dair gerekçenin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Katılan ... vekilinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA, 4-Sanık müdafinin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan, ...'da hesabı bulunmayan sanığın, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre, örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.