KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2022/18699 E., 2025/9591 K.·İncelenen Kararın;
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/1493 E., 2020/1232 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/252 E., 2019/267 K.
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
943 kelime·5 dk okuma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.02.2021 tarihli, 2019/16-493 Esas, 2021/25 sayılı kararında belirtildiği üzere;
Adil yargılama, hakkı, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümünün kullanılmasını sağlamak ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır.
07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir. İstinaf, İlk Derece Mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerinin hem maddi hem de hukuki yönden denetlenmesi için kabul edilmiş olan olağan bir kanun yolu olup ikinci derecedir.
Temyiz ise kural olarak Bölge Adliye Mahkemesi ceza daireleri tarafından verilen hükümlerle, bu dairelerin hükme esas teşkil eden ara kararlarına ve 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iade taleplerine ilişkin ağır ceza mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı başvurulan bir olağan kanun yoludur.
İlk Derece Mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturacağını iddia etmek mümkün değildir.
Yargıtayın, görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi, somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmiş olmasına bağlıdır.
Olay mahkemelerinin maddi vakıa tespitlerinin, hukuksal denetim yapılmasına olanak sağlamayacak derecede eksik, belirsiz ve çelişkili olması ile bilimin yerleşmiş kuralları, genel tecrübe kaideleri, mantık ve deneyim kuralları ile çatışması durumunda, Yargıtayın incelemesine tabi olması gerekliliktir.
Hukuksal denetimin, olay mahkemelerince yapılan maddi vakıa tespitlerinin hukuk kurallarının olaya uygulanması için yeterli olup olmadığının değerlendirilmesini de kapsayacağı, başka bir ifadeyle maddi sorun ile maddi hukuk normlarının ayrılmaz niteliğinden dolayı uygulanan maddi hukuk normlarının hatalı olduğu iddiasıyla yapılan temyiz başvurularında hükmün hukuki yönden denetiminin maddi sorundan ayrılmasının mümkün olmadığı gözden kaçırılmamalıdır.
Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması sonucunda maddi sorunun da hatalı şekilde belirlendiği hâllerde dosyaya yansıyan tüm delillerle birlikte maddi sorun irdelenmeksizin hükmün hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi söz konusu olamayacaktır. Kaldı ki, Kanuni düzenlemelerde Yargıtayın temyiz denetimi sırasında maddi sorunu inceleyemeyeceğine ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm de mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.1984 tarihli ve 297-820 sayılı kararında; "...müddeti içinde verilen temyiz istidası hükmün katileşmesine mani olacaktır. Hükmün kesinleşmesi için, kanun yoluna gidilmemesi veya gidilip geri alınması veya temyiz isteğinin ister usulden, ister esastan reddedilmesi gerekir. Yerel Cumhuriyet Savcısı hükmü sanık aleyhine temyiz etmekle hükmün kesinleşmesini önlemiştir.
Bir sanık hakkında bir suçtan verilen hüküm bir bütün teşkil eder, bir noktadan kanun yoluna gidildi veya bozuldu ise o hâlde öteki noktalar kesinleşti demeye yani kısmi kesinleşmeye olanak yoktur. Böylece kesinleşen kısım olmayınca olağanüstü yasal yola da gidilemez (Kunter No:514, s.737). Hâl böyle olunca, hata sonucu görülüp incelenmeyen Yerel Cumhuriyet Savcısının itirazlarının incelenmesi…'" gerektiği karara bağlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararına karşı O yer Cumhuriyet savcısınca, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle 03.05.2019 tarihinde süre tutum dilekçesi, kararın görüldü işlemi için savcılığa gönderilmesinden sonra ise 31.05.2019 tarihinde gerekçeli istinaf dilekçesi sunularak yasal süreler içerisinde sanık lehine istinaf kanun yoluna başvurulduğu.
Bölge Adliye Mahkemesince sadece fiziki dosya üzerinden yapıldığı anlaşılan inceleme neticesinde "O yer Cumhuriyet Savcısının 31.05.2019 tarihli istinaf dilekçesi dosyaya eklenmiş ise de; bu dilekçenin İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2019 gün, 2017/380 Esas, 2019/265 sayılı ilamında yeralan sanık ... yönünden olduğu,
bu dosyada sehven bulunduğu anlaşılmakla bu talep dairemizce dikkate alınmamıştır." şeklinde belirleme yapılmış ise de UYAP üzerinde yapılan inceleme neticesinde O yer Cumhuriyet savcısının UYAP üzerinden sanık lehine istinaf başvurusunda bulunduğu ancak fiziki dosyanın içerisine, farklı bir dosyaya ilişkin istinaf dilekçesinin çıktısının alınarak konulduğunun anlaşıldığı, söz konusu hatanın kalem işlemlerinden kaynaklandığının değerlendirildiği;
Bölge Adliye Mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin verilen hükmün bütünlüğünü bozması, İlk Derece Mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması,
Yargıtayın, görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmiş olmasına bağlı olması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan 02.05.2019 tarihli ve 2018/252 - 2019/267 sayılı mahkûmiyet hükmüne yönelik O yer Cumhuriyet savcısının sanık lehine istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sırasında değerlendirilmediği,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde de tespit edilen bu hataya ilişkin bir görüş bulunmadığı anlaşılmakla;
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/18699, K. 2025/9591, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama