İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2022/26648 Karar: 2025/26496 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/26648 K.2025/26496

3. Ceza Dairesi 2022/26648 E. , 2025/26496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/988 E., 2019/1999 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/529 E., 2019/41 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcı

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2022/26648 E. , 2025/26496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/988 E., 2019/1999 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/529 E., 2019/41 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcı

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2022/26648 E. , 2025/26496 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/988 E., 2019/1999 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/529 E., 2019/41 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık HÜKÜM : 1. Resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına ilişkin katılan vekillerinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi, 2. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddi, TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; 1. Silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarına ilişkin katılan ... Başkanlığı vekilinin, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz talebinin incelemesinde; Suçların niteliği itibariyle bu suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan ... Başkanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığının davaya katılmalarına ilişkin verilen kararlar hukuki değerden yoksun olup 5271 sayılı Kanun’un 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin bulunmadıkları dikkate alındığında anılan Kanun’un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde; Müsnet suçlar için 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-e, 2. maddelerinde öngörülen cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasına veya adli para cezasını gerektiren suçlarla ilgili ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları kesin olup, temyizi mümkün bulunmadığından katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, 3. Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde; Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/18 09... /5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan katlarla irtibatlı olduğu anlaşılan ve fakat örgütün nihai amacını bildiği yönünde hakkında yeterli delil bulunmayan, oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemleri nazara alındığında; suç tarihi itibariyle örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı kullandığıi örgütsel iletişim ağına dahil olduğu saptanamayan, soruşturmanın en başından itibaren aksi kanıtlanamayan savunmalarında da görüleceği üzere örgüte müzahir kurumlarda çalışma, bu kurumlarda çalışanların zorunlu olarak katıldığı sohbet toplantılarına katılma, rutin ... hesap hareketleri dışında delil bulunmayan sanığın, örgütle organik bir bağ kurup hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk boyutuna olaşmış eylemi olmaması nedeniyle atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla