İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2022/27013 Karar: 2023/1520 Tarih: 2023

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/27013 K.2023/1520

3. Ceza Dairesi 2022/27013 E. , 2023/1520 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/535 E., 2021/2512 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Rüşvet, SUÇ TARİHLERİ : 11.06.2018 - 19.08.2019 HÜKÜ

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2022/27013 E. , 2023/1520 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/535 E., 2021/2512 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Rüşvet, SUÇ TARİHLERİ : 11.06.2018 - 19.08.2019 HÜKÜ

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2022/27013 E. , 2023/1520 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/535 E., 2021/2512 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, Rüşvet, SUÇ TARİHLERİ : 11.06.2018 - 19.08.2019 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı, TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ... ve ..., Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince rüşvet suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret ve düzeltilerek esastan ret kararlarının, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından, sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2020 tarihli ve 2020/107 Esas, 2020/437 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk ceza Kanunu'nun 314/2. maddesi uyarınca 9 yıl 4 ay 15 ..., rüşvet suçundan 5237 sayılı TCK'nın 252/2. maddesi uyarınca 5 yıl, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk ceza Kanunu'nun 220/7.maddesi yollamasıyla 314/2. maddesi ve 220/7.maddesi uyarınca 5 yıl, rüşvet suçundan 5237 sayılı TCK'nın 252/2. maddesi uyarınca 5 yıl, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/7.maddesi yollamasıyla 314/2 ve 220/7. maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2021/535 Esas, 2021/2512 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan düzeltilerek, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a-g maddeleri uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafinin temyiz istemi, inceleme konusu kararı veren bölge adliye mahkemesi dairesinin silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden yetkili olmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın üzerine atılı suçun sabit olmadığına, eylemlerinin örgütün görünen yüzünün ortaya çıkmasından öncesine ilişkin olduğuna ve sanığın örgüt üyesi olmadığına ilişkindir. Sanık ... ve müdafinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı her iki suçun da sabit olmadığına ve suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... ve müdafinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı her iki suçun da sabit olmadığına ve suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Sanık ... Yönünden Sanık ...'nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/103429 sayılı soruşturma dosyasında, firari ... ve ...'ı tanıdığı ,sanık ...'in jandarma istihbarat personeli olduğu, yine ...'nin de jandarma personeli olduğu ve ... ile birlikte bir dönem beraber çalıştıkları, cep telefonu inceleme raporu ve HTS kayıtlarının karşılaştırmasında sanık ...'nun talimatları ile ... ve ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında şahısların kimlik bilgilerini sanık ...'e mesajlaşma programları üzerinden gönderdikleri, sanık ...'in bu şahısların kimlik bilgilerini görev kapsamında kendisine teslim ve tevdi edilen dijitallerden sorguladığı, haklarında soruşturma/kovuşturma dosyası ile yakalama emri bulunup bulunmadığı hususlarını sanık ... ile paylaştığı, sanık ...'in sanık ...'nun kendisine göndermiş olduğu sorgulamalar karşılığında maddi menfaat temin ettiğine dair aralarında mesajlaşma içeriklerinin yer aldığı, sanık ...'in diğer sanık ..., firariler ... ve ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve bağlantılı kişiler olduklarını bildiği, bu sorgulamaları bazı zamanlarda Şüpheli ...'ye de yaptırdığı, ... ile ... arasındaki mesajlaşma içeriklerinde de FETÖ/PDY kapsamında kişileri sorguladıklarının farkında olduklarını gösteren mesajların bulunduğu, birlikte, hakkında adli işlem yapılan kişileri yurt dışına yasal olmayan yollardan çıkardıkları, FETÖ örgüt elemanlarını sanık ..., ..., ..., ... ve ...'ın organize ettikleri, olay tarihinde ..., ... ve Hakkı'nın da askeri yasak bölgede yakalanmalarının bu organizasyonun varlığını gösterdiği, birlikte gelmiş oldukları BMW marka aracın da firari ... adına kayıtlı olduğu, askeri yasak bölgede bulunan, sanıkların Yunanistan ülkesine yasal olmayan yollardan geçirmiş oldukları kişilere ait oldukları bilinen sahipsiz eşyalar üzerinde yapılan incelemelerde firari ...'a ait cep telefonunun da ele geçirildiği, şüphelilerin baz verileri incelendiğinde defalarca kez Yunanistan sınırında bulunan Edirne köylerinde gece vakitlerinde baz verdiklerinin, PTS kayıtlarında da defalarca kez Edirne iline giriş çıkış kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, sanık ... ile ... arasında MASAK kayıtlarında hukuki sebebi açıklanamayan para transferlerinin bulunduğu, şüpheli ...'in ...'nun FETÖ/PDY kapsamında faaliyette bulunduğunu bildiği, birlikte FETÖ/PDY elemanlarını Edirne iline getirerek yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkışlarına olanak sağladıkları, olay günü yakalanan tanık ...'ın da sanık ...'i teşhis ettiği, yine sanık ...'in diğer firariler ... ve ... ile birlikte hareket ettiklerinin cep telefonu inceleme tutanaklarından anlaşıldığı, sanık ...'in açığa alındıktan sonra da ...'ye sorgu yaptırdığı, sanık ...'in telegram uygulaması üzerinden firari ... ile sürekli olarak örgütsel iletişim halinde olduğu, firari şüpheli ... ile şüpheli ... arasında Telegram programı üzerinden yapılan görüşmede şüpheli ...'ın cezaevinde bulunan sanık ...'ın selamını sanıklar ... ve Hakkı'ya ilettiği, bu şekilde sanıkTurgay'ın FETÖ/PDY silahlı Terör Örgütü hiyerarşisi içerisinde faaliyette bulunduğu, kimlik bilgilerini Şüpheli ...'e ilettiği kişilerin FETÖ/PDY kapsamında haklarında soruşturma ve kovuşturma ile yakalama emri bulunup bulunmadığını maddi menfaat karşılığında Şüpheli ... ve ... aracılığıyla Şüpheli Selim'e sorgulattığı, sanık Turgayın müdafii yardımı ıle alınan savunmalarında örgüt hiyerarşisi içinde yer alarak üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığı, ev abiliği ve grup abiliği yaptığı, bu dönemde askeri okullara hazırlanan öğrencilerin kendisine zimmetlendiği , öğrenci yetiştirilmesi kapsamında faaliyetler içinde yer aldığı, yine FETÖ/PDY şüphelilerini örgüt talimatı doğrultusunda yasal olmayan yollardan yurt dışına kaçırmak suretiyle örgüt içinde etkin görevlerde yer aldığı, savunma, tanık beyanları, bilirkişi raporları, olay tutanağı, hts kayıtları, dijital metaryal inceleme tutanağı ve dosyadaki diğer delillerden, rüşvet vermek ve silahlı terör örgütüne üye suçlarını işlediği vicdani kanaatine varılmıştır. Somut olayda sanıklar ... ve Turgayın rüşvet suçundan haklarında açılan kamu davasında, FETÖ/PDY örgüt mensuplarını yurt dışına yasal olmayan yollardan şüphelilerinin soruşturma/kovuşturma dosyalarının, yakalama bilgilerinin olup olmadığını rüşvet karşılığı örgüt mensuplarına iletildiği, iddianamede maddeler halinde tespit edilen eylemlerden, ve dijital materyallerin inceleme raporlarının içeriğinde tespiti yapılan ve belirtilen yazışma içerikleri ile benzer içeriklerin bu raporların içerisinde yer aldığı, sanık ...'in çok sayıda bu şekilde sorgulamalar yaparak gerek ekran görüntüsü şeklinde gerekse de yazılı bilgi şeklinde FETÖ/PDY şüphelilerinin UYAP suç kayıtlarını, yakalama emri bulunup bulunmadığını, otel, hastane ve araç kayıtlarını, GSM, adres ve nufüs bilgilerini sanık ... ile paylaştığı, karşılığında sanık ...'dan maddi menfaat temin ettiği, verilen bilgiler dahilinde FETÖ/PDY şüphelilerini yurt dışına kaçırdıkları, kaçırırken FETÖ/PDY şüphelilerinden maddi menfaat temin ettikleri, sanık ... ile sanık ... arasındaki yazışma içeriklerinde de bu durumun net olarak anlaşıldığı, yazışma ve görüntü içeriklerinde miktar olarak paraların alınması vadedilmesi, paylardan ve oranlardan bahsedildiği, sözü edilen paraların somut birbirlerine aktarımlarının tespiti olayın ve soruşturmanın akışına göre yapılamamış ise de, rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının yapılmasının yasal anlamda yeterli sayıldığı, Rüşvet suçunda, rüşvet anlaşmasının gerçekleşebilmesi için tarafların mutlaka bir araya gelmeleri gerekmediği gibi rüşvet anlaşmasının yazılı olması da şart olmadığı, tarafların bu konudaki iradelerinin uyuşması, rüşvet anlaşmasının meydana gelebilmesi için yeterli olduğu bu anlaşmanın hukuka uygun olmayan bir hususta yapılmış olduğundan, hukuk kurallarına uygun olarak yapılmış olması veya yapılmış olan anlaşmanın hukuk kuralları ve düzenince korunmayacağı, olayımızda defalarca yapılan iş karşılığı pazarlık ve anlaşma sayılacak yazışmalar yapıldığı dikkate alınarak her iki sanık yönüden suçun subut bulduğu kanatine varılmıştır. Sanıklar her ne kadar atılı suçu işlemediklerini savunmuş iseler de ;sanık Saimin istihbaratta görevli askeri personel olduğu sanık Turgayın sivil kişi olarak ortak görev ve iş noktalarının bulunmadığı, yapılan yazışma usul ve içeriklerinin sanıklarca geçerli izahının yapılamadığı her iki sanığın savunmalarının aynı olaya ilişkin farklılık arzettiği, bu kadar yoğun içerik ve yazışma sürekliliği, konusu ve vadedilen para miktarları nazara alındığında yazışmaların ve iletişimlerinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi nedeniyle savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanık ... ile ... hakkında rüşvet suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş, her iki sanığın iddianame içeriğinde yer alan ve tespitler şeklinde belirtilen kısımlarında yazışmaların bulunduğu, aralarında bir rüşvet anlaşmasının yapıldığı, ancak somut olarak paraların alınıp verildiğini olayın mahiyeti itibari ile tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Gerek iddianamede gerek ise iddia makamı mütalaalarında TCK 252/1-2 maddesi ve TCK 43 maddesinin birlikte uygulanmasını ve eylemlerin zincirleme şekilde meydana geldiğini talep ederek cezanın artırılmasını istemiş ise de; keza rüşvet verme suçu rüşvet verilen şahıs sayısınca oluşacağından olayımızda iki sanığın olduğu sanıkların TCK'nın 252/1, 43/1; 252/2. maddeleri gereğince ayrı ayrı tecziyelerine karar verilmesi gerektiği keza yapılan rüşvet anlaşmasının birden fazla iki sanık arasında yapıldığı, rüşvet teklif eden kişinin ... olduğu, kabul eden kişinin ... olduğu, bu bağlamda değerlendirme sanıkların rüşvet anlaşması eylemlerinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2013/16284 E. 2016/1073 sayılı Kararıda dikkate alınarak eylemin tek rüşvet suçu olarak dosyanın mahiyeti itibari ile kabul etmek gerekmiştir. TCK 61. maddesine göre sanıklar ... ve ...'ın rüşvet suçuna ilişkin cezaları suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri ve sanıkların yoğun kasıtları dikkate alınarak cezalar taktiren teşdiden alt sınırdan ayrılmak sureti ile tayin edilmiştir. Sanık ... her ne kadar atılı FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçunu işlemediğini, suç kastının bulunmadığını savunarak kendisinin bir istihbarat elemanı olarak kamu yetkililerince görevlendirildiği, burada suç işleme kastının bulunmadığını savunmuş, bunun yanında eğer mahkemece ceza verilecek olursa hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etmiş ise de; sanığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında soruşturma açılarak sonrası İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince TCK 314/2 ve TCK 221/4-2 maddeleri gereğince kamu davası açıldığı, hakkında açılan davada etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılmasının talep edildiği, yargılamanın devam ettiği süreçte sanık ...'ın 19.08.2019 günü FETÖ/PDY Terör Örgütü ile irtibat ve iltisaklı şahısların yasal olmayan yollar ile yurt dışına çıkarmaya çalışırken yakalanarak hakkında diğer sanıklar ile beraber kamu davasının açıldığı ve hakkında tutuklama kararı verildiği, sanık ...'ın tutuklanmasından sonra Edirne CBS'ninSilivri 1 Nolu L Tipi CİK'nın 09.12.2019 tarih ve 2019/108876 sayılı yazısı ekinde sanık ... 09.12.2019 tarihli dilekçesi ile tarihinde dilekçe yazarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini önceki ifadelerini geri çektiğini savunmalarını reddettiğini belirttiği, mahkememize yapılan savunmasında ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğin bildirdiği, somut olayda sanığın durumu değerlendirildiğinde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmanın sanık etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak serbest bırakılmış, buna rağmen sanığın örgüt ile bağını kopartmadığının bir delili olarak kendisine örgüt tarafından verilen talimat gereği örgüt üyelerinin yurt dışına kaçmalarına yardımcı olduğu, Edirne'de 19.08.2019 günü suç üstü yakalandığı, örgüt ile irtibatını kopartmadığı, yakalandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğin bildirdiği, sonrası etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtir farklı beyanlarının bulunduğu, hususların birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunma ve beyanlarında samimi olmadığı kanaatine varılmış ve hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır, sanık her ne kadar kendisini bir istihbarat elemanı olarak kamu yetkililerince görevlendirildiğini, olayda bir kastının bulunmadığını belirtmiş ise de yakalandığı son olayda İstanbul Jandarma komt. İstihbaratının bilgisinin bulunmadığı, sanığa o bölgeye gitmesi hususunda herhangi bir talimat verilmediğinin bildirildiği, hatta bu konuda mahkememizce sanığın bir istihbarat elemanı olup olmadığı hususu sorulduğunda olumsuz cevap verilerek sanık ile beraber çalışılmadığı İstanbul İl Jandarma Komutanlığının 44320274-310.04-3952771-/İsth. (C) sayılı cevabi yazısından anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık ... hakkında ayrıca Göçmen Kaçaklığı Yapma suçundan cezalandırılmasına yönelik kamu davası açılmış ise de; sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün talimatı doğrultusunda örgütün bir üyesi olarak firari şahısları yasal olmayan yollar ile yurt dışına çıkarttığı, söz konusu olayla ilgili şahıslardan maddi bir menfaat temin ettiğine dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, eylemlerini örgüt talimatı çerçevesinde gerçekleştirmiş olması sebebi ile FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçunun bir unsuru olduğu, bu hali ile Göçmen Kaçakçılığı suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. TCK 61 inci maddesine göre sanık ...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin ceza suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri ve sanığın yoğun kastı dikkate alınarak ceza taktiren teşdiden alt sınırdan ayrılmak sureti ile tayin edilmiştir. Sanık ... Yönünden, Savunma tanık beyanları dijital materyal inceleme raporları ile tespiti yapılan ve bahse konu yazışma içerikleri ile benzer içeriklerin bu raporların içerisinde yer aldığı, sanık ...'in çok sayıda sorgulamalar yaparak gerek ekran görüntüsü şeklinde gerekse de yazılı bilgi şeklinde fetö/pdy şüphelilerinin uyap suç kayıtlarını, yakalama emri bulunup bulunmadığını, otel, hastane ve araç kayıtlarını, gsm, adres ve nufüs bilgilerini sanık ... ile paylaştığı, karşılığında sanık ...'dan maddi menfaat temin ettiği, 19/08/2019 tarihinde fetö/pdy şüphelilerini yurt dışına kaçırırken yakalandıkları, yakalandıkları olaya ilişkin firarilerin sanık Saimin akrabası ve tanıdığı olmaları nedeniyle somut maddi menfaat tespiti mümkün olmamıştır. Beraberlerinde yakalanan ...'ın ifadesinde sanık ...'i teşhis ettiği, olay yerinde çok sayıda sahipsiz eşya ve dijital materyalin bulunduğu, tamamının fetö şüphelilerine ait olduğunun tespit edilerek dosya arasına raporunun konulduğu, baz verilerinden şüphelilerin daha önce çok kez Edirne ili sınır bölgelerine gelerek FETÖ şüphelilerini yurt dışına kaçırdıklarının tespit edildiği, bu hususun dosya arasında bulunan ortak baz çakıştırma haritaları ile detaylıca tespit edildiği, aynı zamanda sanık ... ile Şüpheli ... arasındaki yazışma içeriklerinde de Edirne ili sınır bölgesinde konum atıldığının tespit edildiği, böylelikle sanık ... savunma ,tanık beyanları ,bilirkişi raporları, olay tutanağı, hts kayıtları, dijital metaryal inceleme tutanağı ve dosyadaki diğer delillerden, kamu görevlisinin rüşvet alma ve silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarını işlediği vicdani kanaatine varılmıştır. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında; sanığın atılı suçu işlemede cezalandırılmasına yeter delil elde edilemediği , sanık Turgaya belli menfaat karşılığı olarak, kullandığı sistemden örgüt mensuplarına ait bilgi aktarması ve tanıdığı bildiği hatta uzaktan akrabası olan FETÖ şüphelilerini yurt dışına kaçmalarına yardımcı olduğu tespit edilen ve ceza yaptırımı uygulanan eylemleri dışında sanığın örgütle irbatının ve iltisakının tespit edilemediği anlaşıldığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir. Göçmen kaçakçılığı yapma suçu Türk Ceza Kanun'un 79. maddesinde düzenlenmiş olup suçun işlenebilmesi için doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancının ülkeye sokulması veya ülkede kalmasına imkan sağlanması, Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlanması gerekmektedir, Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu Türk Ceza Kanunu'nun 220/7 inci maddesinde düzenlenmiş olup suçun işlenebilmesi için örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan, örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmesi gerekmektedir. Somut olayda yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmak isteyen firari ... ...Kılıçı ve Abdussameti sanık Saimin tanıdığı, hatta uzaktan akraba olduğu, sanığın yaptığı görevi ve dosya içeriğine göre, firari kişilerin fetö örgüt mensubu ve iltisaklarını bildiği, zira yurt dışına yasal olmayan yollarla neden çıkmak istediklerini sorgulayabilecek konumda olduğu, diğer sanıklarla fikir birliği içinde hareketle yurt dışına kaçmalarına yardımcı olduğu, burada yaptığı yardım karşılığı bir menfeat temin ettiğine ilişkin dosyaya yansıyan bir tespitin bulunmadığı, zira sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair delil elde edilmediğinden hakkında beraat kararı verildiği de nazara alındığında eylemi bir bütün halinde değerlendirildiğinde TCK'nun 220/7 inci maddesindeki " Örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. TCK 61 inci maddesi gereğince suçların işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluk derecesi, suçun işlendiği yer ve zaman suç konusunun değer ve önemi göz önünde bulundurularak cezalar taktiren alt sınırdan ayrılmak suretiyle takdiren teşdiden tayin edilmiştir. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın üzerindeki olası etkisi göz önüne alınarak hakkında TCK'nın 62 inci maddesi takdiren 1/6 oranında uygulanmış, ve hakkında aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Sanık ... Yönünden, Sanık ...'in FETÖ/PDY kapsamında hakkında adli işlem yapılan sanık ... ile birlikte hareket ederek FETÖ örgüt elemanlarını( ... ve ...) yurt dışına çıkardığı, yapılan baz incelemesine göre çok defa birlikte Edirne ili sınır köylerinde ve İstanbul ilinde ortak baz verdikleri, sanık ...'in talebi ve yönlendirmesi ile örgüt üyelerinin yurt dışına kaçmalarında rol oynadığı, olay günü yakalanan tanık A. T.'nın da sanık H. Ç.'i teşhis ettiği, yine sanık ...'in diğer firariler A. K. ve F. E. K. ile birlikte hareket ettiklerinin cep telefonu inceleme tutanaklarından anlaşıldığı, sanık hakkının savunma, tanık beyanları ,bilirkişi raporları, olay tutanağı, HTS kayıtları, dijital metaryal inceleme tutanağı ve dosyadaki diğer delillerden, bu şekilde TCK 220/7 Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmıştır. Terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma ve dava bulunana kişileri örgüt üyelerini menfaat karşılığı yurt dışına yasa dışı yollardan geçirmeye çalışmak eyleminin Göçmen Kaçakçılığı yapma ve terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etme suçunun unsurlarının oluşabilmesi için sanığın yasa dışı yollarla yurtdışına çıkarmak istediği kişinin örgüt üyesi olduğunu bilmesi ve bu kişinin örgüte katılmasını sağlamak için eylemini gerçekleştirmesi gerektiği, (dosya içeriğine göre sanığın bu durumları bildiği) her iki suçun unsurlarının gerçekleşmesi halinde TCK 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima hükümleri uyarınca ceza tayin edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. TCK'nın 61 inci maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluk derecesi, suçun işlendiği yer ve zaman suç konusunun değer ve önemi göz önünde bulundurularak taktiren alt sınırdan ceza tayin edilerek, ceza 3713 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmıştır. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın üzerindeki olası etkisi göz önüne alınarak hakkında TCK'nın 62 inci maddesi takdiren 1/6 oranında uygulanmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Sanık ... hakkında düzenlenen iddianame kapsamına göre CMK'nın 225 inci maddesi bağlamında fiil ve fail itibariyle olayın anlatılış biçimine, geçitli suç olan silahlı terör örgütüne üye olmak ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarının, birbirlerine vasfen dönüşebilme karakteri göz önüne alınarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrıca aynı eylemler nedeniyle örgüte yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüş ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma sebebi yapılmamıştır. A. Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince rüşvet suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; İlk derece Mahkemesinin "Sanığın 09.12.2019 tarihli dilekçesi ile tarihinde dilekçe yazarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini önceki ifadelerini geri çektiğini savunmalarını reddettiğini belirttiği, mahkememize yapılan savunmasında ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğin bildirdiği, somut olayda sanığın durumu değerlendirildiğinde; İstanbul CBS tarafından yapılan soruşturmanın sanık etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak serbest bırakılmış, buna rağmen sanığın örgüt ile bağını kopartmadığının bir delili olarak kendisine örgüt tarafından verilen talimat gereği örgüt üyelerinin yurt dışına kaçmalarına yardımcı olduğu, Edirne'de 19/08/2019 günü suç üstü yakalandığı, örgüt ile irtibatını kopartmadığı, yakalandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğin bildirdiği, sonrası etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtir farklı beyanlarının bulunduğu, hususların birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunma ve beyanlarında samimi olmadığı kanaatine varılmış ve hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır." şeklindeki gerekçesinin yerinde olduğu görülmekle yapılan değerlendirmede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı görülmekle sanık müdafinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken teşdidin derecesinde hataya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edildiği değerlendirilmiştir. C. Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314 üncü maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Kişiler örgüt hiyerarşisinde yer almamakla beraber örgüte duydukları sempatinin etkisiyle örgüt adını kullanarak suç işleyebilirler. Bu halde örgüt üyesi olmayan kişinin örgüt adına suç örgüt adına suç işlediğinden söz edilebilir. Bu konudaki ilk düzenleme TMK’nın 2/2 maddesinde yer almıştır. ”Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır ve örgüt mensubu gibi cezalandırılırlar.” Bu hükümde 02.07.2012 tarih ve 6352 sayılı Kanun'la değişiklik yapılarak ”ve örgüt mensubu gibi cezalandırılırlar” ibaresi metinden çıkarılmıştır. Dairemizce de benimsenen yerleşik yargısal uygulamalara göre, örgüt üyesi olmayan bir kişinin örgüt adına suç işlediğinin kabulü için, bu suçun işlenmesinin örgüt tarafından istenmesi ya da örgütün bilgisi dahilinde gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Doğal olarak böyle bir suçu işleyenin de bu bilinçle işlemesi aranır. Örgüt adına işlenen suç karşılıksız olabileceği gibi bir menfaat karşılığında da işlenmiş olabilir. Örgüt adına sürekli suç işleyen ya da belirsiz sayıda suç işleme iradesinde olan sanığın hukuki durumunun örgütle arasında kurulan bağın niteliğine göre örgüt üyesi suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekir. 5237 sayılı TCK'nın 220/6. maddesinde, "Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılır.” denilerek, TMK'nın 2/2 inci maddesine paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Her iki düzenlemenin de uygulamada çok ağır cezalar ortaya çıkardığı yönündeki eleştiriler özellikle çocuklar hakkındaki cezaların olumsuz etkisinin giderilebilmesi için kanun koyucu tarafından 22.07.2010 tarih ve 6008 sayılı Kanun'la 2911 sayılı Kanun'a 34/A maddesi eklenerek, çocuklar hakkında TMK'nın 2/2 maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Böylece 2911 sayılı yasa kapsamındaki suçları işleyen çocukların örgüt üyeliğinden cezalandırılmasının önüne geçildiği gibi örgüt adına bu kapsam dışındaki suçları işlemeleri halinde cezayı artırıcı hali düzenleyen TMK'nın 5/1.maddesi de uygulanmayacaktır. Diğer taraftan TCK'nın 220 inci maddesinin 6. fıkrasında 02.07.2012 tarih ve 6352 sayılı kanunla yapılan değişiklikle hakime örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişinin, örgüt üyeliğinden alacağı cezanın yarısına kadar indirebilme yetkisi tanınmıştır. 11.04.2013 tarih, 6459 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile değişik TCK'nın 220/6 ıncı maddesi gereğince ancak silahlı örgütler adına suç işleyenler örgüt üyeliğinden cezalandırılabilir. 3713 sayılı Kanun'un 7/4 üncü maddesi gereğince de, terör örgütünün propagandasını yapmak (TMK 7/2), terör örgütünün bildiri veya açıklamalarını basmak ya da yayımlamak (TMK 6/2), 2911 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinde tanımlanan kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleyen ya da yönetenlerin eylemlerine katılmak suçlarını terör örgütü adına işleyenler ayrıca terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılamazlar. Bu kapsamda, somut olay irdelendiğinde; Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunun, eylemin bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmesi ve bu eylemin örgütün amacına hizmet eden bir eylem olması, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunun ise eylemin suç oluşturan bir eylem olup örgüt adına gerçekleştirilmesi durumunda oluşacağı göz önüne alındığında, sanıkların örgüt üyesi olduğunu bildikleri kişileri yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarmaktan ibaret eylemlerinin göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturması sebebiyle üzerlerine atılı suçun silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu oluşturacağı, 5237 sayılı TCK’da temel kuralın gerçek içtima kuralı olup silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve göçmen kaçakçılığı suçlarının ayrı suçlar olması, iddianameye konu edilen eylemlerin suç oluşturan eylemler olduğu ve örgüt adına gerçekleştirildiği, dolayısıyla faillerin ayrıca göçmen kaçakçılığı suçundan da cezalandırılması gerektiği gözetildiğinde örgüt üyesi olduğunu bildikleri kişileri yurt dışına çıkardıkları anlaşılan sanıkların eylemlerinin ayrı ayrı silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçu ile göçmen kaçakçılığı suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde örgüt bilerek ve isteyerek yardım etme suçu ile göçmen kaçakçılığı suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 44 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmek suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıklar yönünden silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan tek bir hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR A. Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (A) paragrafında açıklanan nedenle sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden; Gerekçe bölümünde yer alan (B ve C) paragraflarında açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 03.11.2021 tarihli ve 2021/535 Esas, 2021/2512 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, CMK'nın 307/5 inci maddesi gereğince sonuç cezalar yönünden aleyhe temyiz bulunmadığından sanıklar ... ve ... yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, sanıklar ... ve ...'nun tutuklulukta geçirdikleri süreler, atılı suçlar için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarları, mevcut delil durumları ve bozma nedenleri gözetilerek tutukluluk hallerinin devamına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla