Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2022/2763 E. , 2023/811 K. "İçtihat Metni" D U R U Ş M A T A L E P L İ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/450 E., 2019/789 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma Sanık ... yönünden - 30.08.2016 HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince sanıklar h
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2022/2763 E. , 2023/811 K. "İçtihat Metni" D U R U Ş M A T A L E P L İ İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/450 E., 2019/789 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma Sanık ... yönünden - 30.08.2016 HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... ve müdafinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.11.2017 tarihli ve 2017/177 Esas, 2017/122 sayılı kararıyla, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla aynı Kanunun 58 inci maddesinin altıncı fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2018/450 Esas ve 2019/789 sayılı Kararıyla, sanıklar haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.01.2022 tarihli ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz istemi özet olarak, gözaltı tarihinde sanıklar hakkında ByLock tespitinin bulunmadığına, sanıkların üst komşuları M.S. ile ortak WİFİ üzerinden internet kullandıklarına, 11.05.2017 tarihli paraflı ancak kimin düzenlediği bilinmeyen yazıda ByLock listesinden çıkartıldığının belirtildiğine, 71097 kullanıcı no ile hem M.S. hem (...) (...) (82) (08) nolu GSM için açıklamaların yer aldığına, M.S. hakkında soruşturma bulunduğuna, 09.05.2017 tarihli yazıda sanık ... için ByLock tespit edilemediği açıklamasının yer aldığına, sanık sıfatında ve özel yetkili mahkeme başkanlığı yapan M.Ö.’nün savunmasının bilirkişi olarak karara dayanak alındığına, sanık ...’in HIS dökümlerindeki baz sinyallerine aykırı olarak Adalet Bakanlığı adresinde hiç bulunmadığına, ByLock yazışmasındaki şahısları tanımadığına ve bu kişilerle HTS kayıtlarının da tespit edilmediğine, dijital materyallerin inceleme sonucu beklenmeden karar verildiğine, BTK raporundaki ve HTS kayıtlarındaki baz bilgilerinin çelişkili olduğuna, istinaf mahkemesince soyut gerekçelerle esastan ret kararı verildiğine, sanıkların Bank ... dışındaki bankalarda da hesaplarının bulunduğuna, Bank Asyadaki aynı miktardaki para için iki ayrı ceza tayin edildiğine, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde faaliyet gösteren Bank ... kayıtlarının örgütsel delil olarak kabul edilemeyeceğine, sanık ...’nin Aktif-Sen dışındaki sendikalara da üye olduğuna ve Aktif-Sen’in faaliyetlerine katılmadığına, atılı suçtan mahkumiyetleri için yeterli delil bulunmadığına, örgütsel konumlarının net şekilde tespit edilmediğine, aksinin kabulü halinde halk tabakasında olduklarının kabul edilmesi gerektiğine, ByLock ve CGNAT kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, dijital verilerin imajlarının alınmadığına, ByLock tespitinin teknik olarak yeterince araştırılmadığına ve ByLock içeriklerinin her bir sanık yönünden kişiselleştirilmediğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ve delillerin hatalı değerlendirildiğine, lehe deliller toplanmaksızın, ham verilere ve asılsız ihbarlara dayanılmak ve yönlendirme yapılmak suretiyle iddianame düzenlendiğine, dosyadaki bazı delillere ulaşamadıklarına, V.K.’nin beyanlarının hükme esas alındığına ancak Y.H.’nin beyanları itibarıyla isnatların temelsiz olduğuna, istinaf mahkemesince hükümden sonra dosyaya giren beyanların önemsiz olduğunun ve sanıklar yönünden tek GSM hattı üzerinden ByLock tespiti yapıldığının belirtilmesine rağmen esastan ret kararı verildiğine ve sair sebeplere ilişkindir. B. Sanık ... Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri özet olarak, suçun özel kast dahil maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, ByLock iddiasıyla ilgili IP çakışması yahut yönlendirilmesi ihtimalinin ayrıntılı iletişim tespit raporu düzenlenerek araştırılması gerektiğine, sanık hakkındaki ByLock tespitine ve şüpheli hale gelen veri bütünlüğüne ilişkin yeterli araştırma yapılmadığına ve savunma hakkının kısıtlandığına, ByLock ve ByLock kabulüne dayanak yapılan teknik raporlar ile sair delillerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, uzmanlık analizi içermediğine ve hükme esas alınamayacağına, mahkemece ByLock konusunda re’sen araştırma yapılarak dosyaya sunulan uzman mütalaasının dikkate alınması, verilerdeki çelişkilerin giderilmesi, sahtecilik iddialarının değerlendirilmesi ve bu uygulamanın örgütsel yazılım niteliğinin olup olmadığının netleştirilmesi gerektiğine, bu şekilde Anayasal bir hak olan haberleşme hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın ByLock kullanmadığına, evindeki ADSL’nin başka şahıslar tarafından kullanıldığına, sanığın ByLock mesajlarında isminin geçmediğinde ve ByLock içeriğindeki şahısları tanımadığına, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının da kendi içinde çelişkiler içerdiğine, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde faaliyet gösteren Bank ... kayıtlarının örgütsel delil olarak kabul edilemeyeceğine, sanığın 2003 yılında çeşitli konularda ... sağlaması ve faizsiz bankacılık faaliyetleri nedeniyle Bank Asyada hesap açtığına, altın yatırım hesabına suç işleme kastı ile para yatırmadığına ve Türkiye Finans Bankası ile de çalıştığına, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2008 tarihli onama kararı ile kesinleşen hüküm gereği 18.06.1999 tarihinden önceki faaliyetlerin delil olarak değerlendirilemeyeceğine, yapılanmanın hangi tarihten itibaren silahlı terör örgütü niteliğinin bulunduğu netleştirilmeden mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, dijital materyallerle ilgili bilirkişi raporu alınması ve iade hususunda bir karar verilmesi gerektiğine, sanığın örgütsel konumunun tespit edilmediğine ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kanunla önceden kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkeme önünde yargılanma hakkına, doğal hakimlik ilkesine ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna, sanığın mahkumiyetini gerektirir delilin elde edilemediğine, suç tarihinde eyleminin bulunmadığına, hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkartılması, tüm terör davalarının ve sanık hakkında örgüt yöneticiliği suçundan yürütülen davanın birleştirilerek görülmesi ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi taleplerine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Her ne kadar sanıklar üzerine atılı suçlamayı ve eylemleri inkar yönünde savunmada bulunmuş iseler de, sanık ...'ın (...) (...) (26) (20) numaralı GSM hattından ... IMEİ numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği IP adreslerine 19.08.2014 - 23.03.3025 tarihleri arasında (7 ay 4 ... süre ile) toplam 9.816 kez bağlandığının, sanık ...'in kullandığı (...) (...) (82) (09) numaralı GSM hattından ... IMEİ numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği IP adreslerine 11.10.2014 - 18.02.2016 tarihleri arasında (1 yıl 4 ay 7 ... süre ile) toplam 2.906 kez bağlandığının, sanık ... eşi olan diğer sanık ... adına kayıtlı olan ancak kendisinin kullandığı (...) (...) (82) (08) numaralı GSM hattından ... IMEİ numaralı cihaz ile ByLock sunucusunun hizmet verdiği IP adreslerine 16.08.2014 - 22.12.2014 tarihleri arasında (4 ay 6 ... süre ile) toplam 5.916 kez bağlandığının tespit edildiği, söz konusu genel IP adresleri ve özel IP adresleri itibarıyla, sanıkların internete her bağlandıklarında kendilerine özel IP adresinin (yer ağlarda kullanılan, tahsis edildiği an itibariyle her cihaz için tekil olan, internete erişimi olmayan IP adresi) de atandığının, genel IP adresinden başka kendilerine genel port, özel IP ve özel port adreslerinin atanması, birden fazla kullanıcıya tek genel IP adresi verilmiş olsa dahi her bir kullanıcının, özel IP ve özel port adresleri verilmek suretiyle ayrıştırılması karşısında birden fazla kullanıcının aynı genel IP adresini kullanması sebebiyle sanıkların da ByLock sunucusuna bağlanmış görülmesi mümkün olmadığı, söz konusu GSM hatlarının baz istasyonu bilgileri itibarıyla, baz istasyonlarının sanıkların çalıştığı veya ikamet ettiği yada seyahat güzergahı yakınlarında bulunan baz istasyonları olduğu, hedef IP adresine bağlanılma sıklığına göre bir kişinin farklı günlerde ve günün farklı zamanlarında sürekli kendi cep telefonu üzerinden başka şahısların internet bağlantısı yapmasına (hotspot) müsaade etmesi ya da rızası hilafına internet hattından bağlantı kurulduğunun düşünülemeyeceği gibi IP çakışmasının olması halinde bahse konu çakışmanın sadece sanıkların ikamet ettiği veya iş yerinin bulunduğu yada seyahat güzergahı üzerindeki yerlerdeki baz istasyonlarından gerçekleştiğinin de kabul edilemeyeceği, kaldı ki aynı tarihlerde aynı baz istasyonlarında GPRS verisi yüklediklerinin de tespit edildiği, ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları itibarıyla, sanık ...'ın ... ID numarasını, sanık ...'in ... ID numarasını, sanık ...'in ise ... ID numarasına profil bilgileri oluşturarak dahil olduğu, kişisel bilgileriyle uyumlu bilgilerin olduğu ve sanıkların söz konusu uygulamaya başka şahısları da ekledikleri, bu itibarla telefonun internetinin başkası tarafından kullanılması halinde ya da başka bir yazılım programı ile kendisine ait ByLock adlı programa kişi eklenmesinin veya kendisine çağrı gelip çağrı yapmasının ya da mesaj ve mail göndermesinin mümkün olmadığı gibi bir başkasının hotspot (telefonun modem gibi kullanılmak suretiyle internetin kablosuz olarak başka şahısların kullanımına açılması) üzerinden de sisteme girilebilmesi için giren şahsın kendi ID numarasını kullanmasının zorunlu bulunduğu, bu halde modem olarak kullanılan cep telefonu sahibi yönünden yeni bir ID numarasının atanmasının mümkün olmadığı, yukarıda ayrıntıları ifade edilen hedef IP adresine bağlanılma sayıları da gözetildiğinde bir kişinin farklı günlerde ve günün farklı zamanlarında sürekli kendi cep telefonu üzerinden kablosuz bağlantı kurulmasına izin verilmesinin düşünülemeyeceği, her ne kadar ByLock tespitinde herhangi bir örgütsel yazışma (chat ya da mail) bulunamamış ise de; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen ByLock programına ilişkin teknik analiz değerlendirme raporuna göre ByLock üzerinden gerçekleştirilen haberleşmenin cihaz üzerinden belirli sürelerde manuel işleme gerek duyulmaksızın otomatik olarak silinmesi, kullanıcıların haberleşme güvenliği bakımından silmeleri gereken verileri silmeyi unutsalar dahi sistemin gerekli tedbirleri (katılımsız) uygulayacak şekilde kurgulandığı, bu kapsamda tespiti yapılan verilerin kurtarılabilen verilerden ibaret olduğu, ByLock görüşmelerinin veya mesajlaşmalarının içeriğinin henüz çözümlenememiş olmasının sanıkların ByLock kullanmadığını göstermeyeceği, bir kullanıcının başka bir kullanıcıyı ByLock programı kişiler listesine eklemesinin otomatik olarak gerçekleşmediği, kişi eklemek isteyen kullanıcının ekleyeceği kişinin sistem tarafından atanan ID numarasını bilmesinin ve bu ID numarasını programa girerek kaydetmesinin gerektiği, bu kapsamda kullanıcının iradesi dışında bir arka plan uygulamasının ByLock kullanıcı ID numarası ile sisteme giriş yapamayacağı yapması durumunda ID numaraları farklı kullanıcıları arayamayacağı gözetildiğinde, kayıtların arka plan uygulaması tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilemeyeceği, ByLock görüşmelerinin veya mesajlaşmalarının içeriğinin henüz çözümlenememiş olmasının sanıkların ByLock kullanmadığını göstermeyeceği, zira sanıkların ID numarası ve profil bilgisi oluşturup sisteme defalarca giriş yaparak silahlı terör örgütünün hiyerarşisine dahil olma kasıtlarını ortaya koydukları, FETÖ/PDY örgüt liderinin çağrı ve talimatları üzerine 31.12.2013- 24.12.2014 tarihleri arasında sanık ...'ın Bank Asyada bulunan banka hesabına para yatırarak hesabında 40.797,99 TL tutarında artış gerçekleştirdiği, evli sanıklar ... ve ...'in ise Bank Asyada bulunan ortak hesabına para yatırarak hesapta 29.540,33 TL tutarında artış gerçekleştirdikleri, sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ettikleri, bu şekilde örgütle organik bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulundukları anlaşılmakla sanıklar hakkında sabit görülen silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyet kararları verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, dosya kapsamına göre yapılan incelemede; Her üç sanık yönünden de, Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY'nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli Kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF'ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de (Bank ...) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği, Anayasanın "Kanuni Hakim Güvencesi" başlıklı 37 nci maddesinde "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." denildiği, bu bağlamda tabii mahkeme veya tabii hâkim ilkelerinin incelenmesinin gerektiği, tabii mahkeme ilkesinin, bir uyuşmazlığı çözümleyecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması anlamına geldiği, bu mahkemenin hakimine de "tabii hâkim" denildiği, buna göre, bir uyuşmazlığın ancak uyuşmazlığın doğumu anında görevli ve yetkili olan mahkeme tarafından çözümleneceği, böylece tabii hâkim ilkesiyle, davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla kurulacak bir mahkeme tarafından görülmesinin yasaklandığı, yani kişiye ve olaya özgü mahkeme imkanının ortadan kalktığı, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2013 ... ve 2012/146 Esas 2013/93 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, yargılamayı yapıp hükmü veren mahkemenin dosya sanığı için özel oluşturulmuş bir mahkeme olmayıp, suç tarihinden önce kanunla kurulmuş bir mahkeme olduğu ve genel kanuni düzenleme ile yetki kuralının değişmesinin hukukiliği de gözetilerek yetkili mahkemenin değişmesinin tabii hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağı belirlenmekle, Bu bilgiler ışığında; 1. Sanık ... yönünden, Yapılan UYAP sorgulamasında, sanık hakkında Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin halen derdest olan 2017/888 Esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan açılmış davanın bulunduğunun anlaşılması ve Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince işbu dosyanın bekletici mesele yapıldığının bildirilmiş olması karşısında; silahlı terör örgütüne yönetici ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının temadi eden suçlardan olması nazara alınarak; anılan dosyaların getirilip derdest olmaları halinde birleştirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olmaları durumunda ise dosyanın aslı veya Yargıtay denetime olanak verecek şekilde onaylı örneği dosya arasına alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini lüzumu, 2. Her üç sanık yönünden, Sanıkların örgütsel faaliyetlerinin ve konumlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanıklar hakkında başkaca beyan yahut delil bulunup bulunmadığının araştırılması, yargılama aşamasında mevcut olan tanık beyanlarının ve sanık ... yönünden ayrıca Aktif Sen üyeliğinin hükme esas alınıp alınmadığının tartışılması, elde edilecek tüm bu delillerin ve hükümden sonra fiziken ve UYAP sistemi üzerinden dosyaya gelen sanık ... hakkındaki ... ID numaralı, ... ID numaralı ve ... ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının, F.Ç.G.'nin, Z.K.'nin, İ.K.'nin beyanlarının, sanıklar ... ve ... hakkındaki ihbarların ve ihbarcıların beyanlarının, sanık ... hakkındaki Süleyman D.'nin beyanlarının ve dijital materyal raporunun 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca sanıklar ve müdafilerine okunması ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz delillere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 3. Kabule ve uygulamaya göre de, a) Silahlı terör örgütüne üye olduğu kabul edilen sanıklar hakkında ceza hükmü tesis edilirken atıf maddesi olarak 3713 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi, b) Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında verilen hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak doğrudan ve yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının gösterilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde "TCK'nın 58/9 uncu maddesi yollamasıyla aynı yasanın 58/6 ncı maddesine göre" şeklinde gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2018/450 Esas, 2019/789 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.02.2023 tarihinde karar verildi.