KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2022/29626 E., 2025/1984 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/1063 E., 2021/635 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/330 E., 2019/228 K.
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Düzeltilerek onama
Karar Metni
767 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil niteliğinde olan ve talimatla dinlenen tanıkların doğrudan aleni duruşmada sanık ve müdafii huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180/1-2-5 inci maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181/1 inci maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’nin 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden;
sanığın tanıkları sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 180/1 ve 181/1 inci maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde 5271 sayılı Kanun'un 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas, 2017/970 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararı ile Anayasa Mahkemesinin ... başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarihli ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere.
ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi,
örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılması, Uyap örgütlü suçlar bilgi bankasından sanık hakkında başkaca bir beyan bulunup bulunmadığının tespitine çalışılması, varsa aşama beyanlarının dosyaya getirtilmesi ve tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Kabul ve uygulamaya göre;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.01.2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun “mahkemece usul ve eksik araştırma neticesinde sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği” gerekçesine tarafımızdan iştirak edilmemiştir.
Şöyleki;
İncelenen dosya kapsamından;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2017 tarih ve 2017/38993 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarih ve 2017/330 E., 2019/228 K. sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarih ve 2019/1063 Esas, 2021/635 sayılı Kararıyla “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair karar verildiği, sanık müdafiinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “sanığın dosya kapsamına yansıyan eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturup oluşturmayacağı" hususu oluşturmaktadır.
Somut olay irdelendiğinde;
Oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte nazara alındığında, örgütsel gizli haberleşme ağı olan ByLock programını kullanan, ... isimli gizli tanıktan ele geçen sd kart üzerinde yapılan incelemelere göre "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan kişileri" ifade eden B5 kodu ile kodlanan ve tanık beyanları ile sohbet adı altındaki örgütsel toplantılar ile kamp etkinliklerine iştirak ettiği tespit edilen sanığın mahkemece "silahlı terör örgütü üyesi olarak" kabul edilmesinin, usul ve yasaya uygun olduğu, bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında verilen kararın onanması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun eksik araştırmaya yönelik bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2022/29626, K. 2025/1984, 20 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama