Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2022/29719 E. , 2025/21940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/786 E., 2021/542 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1295 E., 2019/293 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahte
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2022/29719 E. , 2025/21940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/786 E., 2021/542 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/1295 E., 2019/293 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 62, 53, 58/9. maddeleri uyarınca ve TCK'nın 158/1-e-son, 158/3, 43/1, 62, 52/2, 53, 58/9. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının reddi ve esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama ve düzeltilerek onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; I- Yargılama resmi belgede sahtecilik suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan ...'nın davaya katılmasına ilişkin verilen karar hukuki değerden yoksun olup 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından; bölge adliye mahkemesi tarafından verilen 16.03.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan katılan vekilinin anılan ek karara karşı yaptığı başvurunun REDDİNE, redde ilişkin ek kararın ONANMASINA, II- Katılan ... vekilinin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; anılan suçtan bölge adliye mahkemesinin kararının, 5271 sayılı Kanun'un 279. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu itiraz mercii tarafından da inceleme yapıldığı anlaşıldığından; bölge adliye mahkemesi tarafından verilen 16.03.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan katılan vekilinin anılan ek karara karşı yaptığı başvurunun REDDİNE, redde ilişkin ek kararın ONANMASINA, III- Katılan vekili ve sanık müdafinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna, sanık müdafinin silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden; Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 esas, 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır(toroslu özel kısım syf. 263-266, alacakaptan cürüm işlemek için örgüt syf. 28, özgenç genel hükümler syf. 280). Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; Sanığın 2010 KPSS sınavı kapsamında soruları haksız bir şekilde önceden temin ettiğine dair bir beyan veya başkaca somut bir delilin dosyada bulunmadığı, sanığın diğer şüpheli veya sanıklarla yanlışta birleşmesinin tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığı, dosya kapsamında atılı suçun işlendiğine dair bilirkişi tarafından sayısal istatistik anlamında ihtimal yüzdesi içeren raporun bulunduğu, bu rapor dışında sanığa soruları verdiğini veya sanığın soruları gizlice aldığına dair herhangi bir tanık, siber delil veya ByLock mesajı gibi olayı somut olarak ortaya koyabilecek bir herhangi bir delilin ele geçirilemediği, yüzdesel ihtimallerin ceza hukuku anlamında somut bir varsayımı delillendiremeyecekleri,gözetilerek, sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığından beraati yerine, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında bilgi ve beyan bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa aşama beyanlarının aslı veya onaylı suretleri getirtilerek, bunların CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ... müdafine okunarak savunmaları alındıktan ve bu kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın, uygulanan kanun maddesinin aynı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.