İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2022/5447 Karar: 2024/10880 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/5447 K.2024/10880

3. Ceza Dairesi 2022/5447 E. , 2024/10880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi Sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2018/189 esas,

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2022/5447 E. , 2024/10880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi Sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2018/189 esas,

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2022/5447 E. , 2024/10880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi Sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2018/189 esas, 2021/2676 sayılı kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin verilen karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafinin temyiz talepleri yönünden, İlk Derece Mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafinin temyiz taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2017 Tarih Ve 2017/342 Esas, 2017/217 Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında; 1. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının e ve son bendi, 158 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2018/189 Esas, 2021/267 Sayılı Kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.12.2021 tarihli, onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Özetle; 1.Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluştuğuna, 2.Suç tarihinin en son maaş aldığı tarih olan 01.03.2017 olarak kabul edilmesi gerektiğine, 3.Sanığın suç tarihinde yürürlükte olan 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesine eklenen üçüncü fıkra kapsamına göre TCK'nin 220/4. maddesi delaletiyle 158/1-e, 3, 168/2, 43/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine, 4. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; 1.Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm hem hapis hem de adli para cezasını içerdiğinden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceğine, 2.Sanığın atılı suçları işlediğine dair somut deliller bulunmadığına, 3.Örgüt üyeliğinden verilen mahkumiyet hükmünün bozulacağına, bu nedenle de bozmanın nitelikli dolandırıcılık suçuna da sirayet edeceğine, zira her iki suç yönünden hükümlere esas alınan delillerin aynı olduğuna, 4.Kopya çekme ve sınav sorularını bir başkasına verme eylemlerinin 6114 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 03.03.2011 tarihinden sonra suç olarak düzenlenmiş olduğuna, 03.03.2011 tarihi öncesinde kopya çekmek ve vermek eylemlerinin Anayasa m. 38/1 ve TCK m. 2’de tanımlanan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi uyarınca cezalandırılmasının mümkün olmadığına, 5.Atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, 6.Sanığın 2010 yılında atanmadan önce sözleşmeli öğretmen olarak çalıştığına, tüm sözleşmeli öğretmenleri Bakanlar Kurulu tarafından alınan karar ve Resmi Gazetede 04.06.2011 tarihinde yayımlanan 632 no’lu KHK ile kadroya geçirildiğine, 7.Hükmün infazının durdurulmasına, 8. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Ve Sanık Müdafiinin Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden; Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen kesin nitelikteki mahkumiyet hükmüne yönelik, re'sen veya istem üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilebileceği hususu mümkün görülmüştür. Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin verilen karara karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafinin temyiz talepleri yönünden, İlk Derece Mahkemesince verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafinin temyiz taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık Müdafiinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Oma, Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemi Yönünden: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İptal edilen 2010 yılı KPSS'de soruların örgüt tarafından önceden verildiği hususunda güçlü kanaat oluştuğu tespitini içeren bilirkişi raporu dışında anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamadığından, müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken şüpheye dayalı belge ve delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Ve Sanık Müdafiinin Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Verilen Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin verilen kararın 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olması nedeniyle temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık Müdafiinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Oma, Suçundan Verilen Hükme Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden: Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 10.02.2021 tarihli ve 2018/189 esas, 2021/267 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla