İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/1513 Karar: 2023/1557 Tarih: 2023

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/1513 K.2023/1557

3. Ceza Dairesi 2023/1513 E. , 2023/1557 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2022/288 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkınd

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/1513 E. , 2023/1557 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2022/288 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkınd

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/1513 E. , 2023/1557 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/71 E., 2022/288 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 uncu maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09/04/2019 tarihli ve 2017/184 Esas, 2019/159 sayılı kararı ile sanık hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkraları ile 63 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 21.11.2019 tarihli ve 2019/1384 Esas, 2019/482 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun esastan reddi ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 27. Ceza Dairesi kararının, sanık ve müdafii ile katılan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.01.2022 tarihli ve 2021/2069 Esas, 2022/121 sayılı kararı ile, münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan ByLock iletişim ağını kullanan, örgütsel sohbet toplantılarına katılan, 30 yıldır bu yapı içinde bulunduğunu ikrar eden ve suç tarihinde İstanbul'da Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan, hüküm tarihi itibariyle icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar olduğu, suç işleme karar ve iradesine katıldığı kanıtlanamayan, suçun işlenişine icrai bir hareketle iştirak etmediği hususunda tartışma bulunmayan sanığın, eylemine uyan TCK'nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen terör örgütüne üye olmak suçundan, suçun işleniş biçimi, zamanı, kastın yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı gözetilerek asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde yasal olmayan gerekçe ile delillerin değerlendirilmesinde ve suç vasfında düşülen yanılgı sonucu Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım suçundan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle bozulmasına, mevcut delil durumu, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve bozma nedeni gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/71 Esas, 2022/288 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 7 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 12.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiinin temyiz istemi özetle, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin usulüne uygun olarak elde edilmediğine; ByLock verileri usulüne uygun ele geçirilmediği için delil olarak kullanılamayacağına; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine; kabule esas alınan delillerin hukuka aykırı olduğuna; usul ve kanuna aykırı karar verildiğine, sanık hakkında teşdit uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ve temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan ByLock iletişim ağını kullanan, örgütsel sohbet toplantılarına katılan, 30 yıldır bu yapı içinde bulunduğunu ikrar eden ve suç tarihinde İstanbul'da Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan, görev yaptığı davalardaki usulsüzlüklere ilişkin hakkında birçok iddia ve şikayet bulunduğu halde, meslekten ihraç edilen HSYK eski müfettişinin İstanbul Adliyesinin 2013 yılı denetiminde objektif kriterlerden ve yerleşik uygulamalardan uzak şekilde, örgütsel amaç ve politikalar doğrultusunda parlatılan, hakkındaki olumsuz düşüncelerin bertaraf edilmesi ve gelecekte önemli görevlere getirilmesini sağlamak amacıyla tam bir örgütsel dayanışma sergilenerek yüksek not (85) takdir edilen, sonrasında raportör incelemesinde notu 77’ye indirilen, yaklaşık 30 yıl boyunca terör örgütü içerisinde yer alan, örgüt evlerinde kalan, ev abiliği, semt abiliği ve bölge abiliği yapan, sohbet gruplarına katılan, Ankara'ya gittiğinde FETÖ/PDY mensubu tetkik hâkimlerinin evlerinde kalan, 2014 HSYK seçimlerinde yoğun şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde bağımsız adayları lehine çalışan ve oy isteyen, adliyede görev yapan hâkim-savcılar hakkında fişleme faaliyetinde bulunan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği Mahkemece kabul edilmiş, bu nedenlerle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan teşdiden cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında belirtildiği üzere; ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetildiğinde; örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan ByLock programını kullanan ve 91254 ID numaralı ByLock kullanıcısı olan, örgütün Yargı yapılanması içinde önemli görevler icra eden sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2022/71 Esas, 2022/288 sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla