KÜNYE
3. Ceza Dairesi 2023/16033 E., 2026/9362 K.
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/702 E., 2022/296 K
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/6 E., 2020/181 K
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olma
- Hüküm
- TCK’nın 314/2, 3713 sayılı
Karar Detayı
681 kelime·3 dk okuma
Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4-2, 221/5, 62, 53, 58/9. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle. Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü. Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası).
5237 sayılı Kanun'un, “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir.
Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere.
FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından,
suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme,
Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Somut olay değerlendirildiğinde, sanık hakkında FETÖ/PDY örgütünün TSK yapılanmasında faaliyet gösteren asker şahıslardan sorumlu sivil unsurlarca örgütsel iletişim amaçlı kullanıldığı tespit edilen ankesörlü/sabit hatlarla irtibatlı olduğu gerekçesiyle başlatılan soruşturma neticesi yapılan yargılamada, hükme gerekçe gösterilen ankesörlü/sabit hatlardan ardışık olarak arandığı ve örgüt mensupları tarafından "sohbet" adı altında düzenlenen toplantılara katıldığı dosya kapsamıyla sübut bulmuş ise de, 1996 doğum tarihli sanığın,
öğrenim görmekte olduğu askeri okulun kapatılması sonrasına ilişkin herhangi bir örgütsel bağlantı ve faaliyetinin de tespit edilememesi karşısında, sanığın yaşı da gözetilerek ilişki içerisinde olduğu yapının o tarihteki niteliği itibariyle silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olamayacağı, bu nedenle de sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçunun kast unsurunun oluşmayacağından TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2-c maddeleri uyarınca beraat kararı verilmesi yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Özgün Analiz
Olay Özeti
Olay Özeti: Sanık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. 1996 doğumlu sanığın, örgütün asker şahıslarla iletişim için kullandığı ankesörlü/sabit hatlarla ardışık irtibatı ve sohbet toplantılarına katıldığı kabul edilmiş; ancak öğrenim gördüğü askeri okulun kapatılması sonrasına ilişkin örgütsel bağlantısı tespit edilememiştir.
Hukuki İlke
Hukuki İlke: Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır (TCK 21/1); fiilin maddi unsurlarını bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz ve TCK'nın 30/1 maddesi kapsamında unsur hatası varsa CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraat gerekir. Yaşı ve okulunun kapatılması sonrasına ilişkin örgütsel faaliyeti tespit edilemeyen sanığın, ilişki kurduğu yapının o tarihteki niteliği itibarıyla silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olmadığı hallerde kast unsuru oluşmaz.
Uygulama Sonucu
Uygulama Sonucu: Beraat yerine mahkûmiyet kurulması nedeniyle hüküm bozulmuştur.
Dava Strateji Notu
Dava Strateji Notu: Genç yaşta ve örgütün kriminal niteliği açığa çıkmadan önce yapıyla ilişkilenen müvekkiller için TCK 30/1 unsur hatası savunması güçlüdür; savunma, örgütün terör niteliğini bilebilecek durumda olunmadığını ve sonraki dönemde örgütsel faaliyet bulunmadığını somut verilerle ortaya koymalıdır.