Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/16569 E. , 2024/9066 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2022/2111 E., 2023/7 K. SUÇ : Aanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma. HÜKÜM : Sanıklar ..., ...,..., ...,..., ..., ...,..., ..., ... haklarında TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun 5/1,TCK 39/1, 62/1, 53/1, 2,
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/16569 E. , 2024/9066 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2022/2111 E., 2023/7 K. SUÇ : Aanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma. HÜKÜM : Sanıklar ..., ...,..., ...,..., ..., ...,..., ..., ... haklarında TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun 5/1,TCK 39/1, 62/1, 53/1, 2, 3, 58/9 maddeleri gereğince mahkumiyetlerine, Sanıklar ..., ..., ...,...,..., ...,... haklarında CMK 223/2-e bendi uyarınca beraatlerine ilişkin yapılan istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin. TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiileri, katılan vekili. TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; I-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşaması ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, II-Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığının silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz taleplerinin incelenmesinde; Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan T.C. ... vekilinin bu suçtan verilen hükümleri temyiz yetkisi bulunmadığından, katılan T.C. ... vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 298 inci maddesi uyarınca REDDİNE, Katılan ... vekilinin temyizinin suç vasfına yönelik olduğunun belirlenerek, diğer temyiz taleplerine yönelik temyizin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar,belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309 uncu maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37 nci maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309 uncu maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2 nci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). III-Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay ve bu çerçevede yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 15 Temmuz 2016 günü Balıkesir Bakım Okulu ve Eğitim Merkez komutanı olan başka dosya sanığı olan ...'in televizyondaki askeri hareketliliğe dair haberler üzerine sanıklardan ... başkanı Albay ...'yü aradığı, televizyonda olan olaylardan haberinin olup olmadığını ve birliğe gelen bir emir olup olmadığını sorduğu, MEDAS üzerinden harekat yıldırım koduyla sözde Sıkıyönetim emrinin saat 22:35'de Balıkesir Bakım Okulu ve Eğitim Merkez Komutanılığına geldiği, nöbetçi amir olan sanık ...'in ...'i arayarak harekat yıldırım koduyla bir emir geldiğini ve acil görülmesi gerektiğini söylemesi üzerine saat 23:21'de ...'in kışlaya intikal ettiği, akabinde sanık ... başkanı Albay ...'nün de birliğe intikal ettiği, ...'e sıkıyönetim emrinin arz edildiği, sanık ... ile birlikte emri okudukları, bunun üzerine ...'in sanık ...'e kendisine bağlı birliklerin komutanlarının çağrılmasını emrettiği ve rütbeli komutanların sanık ... tarafından çağrıldığı, ilerleyen saatlerde tüm personelin birliğe çağrıldığı, saat 23:43'de Kara Kuvvetleri Bakım Okulu Komutanı olan başka dosya sanığı ...'ın da birliğe intikal ettiği, kendi makamına uğramadan doğrudan ...'in yanına geçtiği, ...'in aynı zamanda sanık ...'ye "araçların durumu nedir bir görmek lazım" demesi üzerine sanık ...'nün Eğitim Destek ve Tatbikat Tabur Komutanı sanık Yarbay ...'a "komutan araçları görmek istiyor" şeklinde emir verdiği ve 5 tank, 1 tırtıllı kurtarıcı ve 3 kamyonun revir ile Mühimmat Kurulu Başkanlığı arasındaki yola tek sıra halinde sanık ... tarafından dizdirildiği, sanık ...'ın beyanlarına göre bir ara ... ve ...'ın beraberlerindeki rütbeliler ile bahçeye çıkıp araçlara baktıkları daha sonra aralarında dosya sanıklarından ... ,..., ..., ..., ..., ..., ...'ın da yer aldığı tüm rütbelilerin karargah binasındaki ... Balıkesir salonunda saat 01:15 sıralarında toplantı yaptıkları, masaya Balıkesir şehir haritasının açıldığı, ...'in salonda bulunanlara Balıkesir’in kaç giriş çıkışı olduğunu, birlikteki araçların durumunu, çevredeki hangi muharip birliklerin var olduğunu ve ihtiyaç durumunda motorlu piyade tugayından takviye mi isteneceğini sorduğu, sanıklardan ... ile ...'ın bir kağıdın üzerine şehrin giriş çıkışlarını yazarak kimin nereye girip çıkacağını belirleyen bir çizelge hazırladıkları, çizelge üzerinde çalışmak üzere odasına geçen sanık ...'ın yanına gelen sanıklar ... ve ...'in çizelgedeki personel yerlerini, sayılarını, telsiz ve silah teçhizat bilgilerini doldurdukları, sanık ...'ın emrindekilere kobra ve kirpi araçlarının hazırlanması emrini verdiği, sanıklardan ... ve ... tarafından sökülü olan kobra ve kirpi araçlarının toplanıp çalışacak duruma getirdikleri, ayrıca ...'in olay gecesi Balıkesir Valisi ile görüştüğü, Valinin "Devletin milletin tarafında mısın yoksa darbecilerin tarafında mısın" şeklindeki sorusuna ...'in "Ben EDOK komutanlığına bağlıyım" diye cevap verdiği, Vali'den yollardaki ve kışlanın önündeki araçların çekilmesini istediği, gecenin ilerleyen saatlerinde darbe girişiminin başarısız olacağının anlaşılması üzerine askerlere yat emri verildiği, sabah saatlerinde ise hazırlanan araçların tekrar yerlerine çekildiği, Anlaşılmıştır. Şu hale göre: Derece mahkemelerince sübutu kabul edilen olayın, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek amacıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca, işgal ettikleri kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkânını haiz bulundukları devlete ait silah ve mühimmatı kullanarak gerçekleştirilen bir silahlı darbe teşebbüsü olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yoktur. Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan ve keza aralarında geçitli /müterakki suç ilişkisi nedeniyle aynı Kanun'un 314 üncü maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmaları imkânı bulunmadığından; 1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme; sanıklar ...,..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30 uncu maddelerinin tatbik şartları bulunmayan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın eylemleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan ve tek başına vahamet arz etmeyen görevleri kabullenerek TCK 39/2-c kapsamında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım olarak doğru kabul edilmiş, darbe teşebbüsünü önceden bildikleri kanıtlanamayan ve darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini yerine getiren veya kolaylaştıran herhangi bir icrai harekette bulunmayan sanıklar ...,..., ..., ..., ..., ..., ... 'nun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan beraatlerine ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulanmamış, tüm bu gerekçelerle, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri ile katılan ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri itirazlar yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet ile beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 2-Sanık ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçuna yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 15 Temmuz gecesi Balıkesir Bakım Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında binbaşı rütbesiyle tekerlekli araç öğretmeni olarak çalışan sanığı 01:20'de arayan sanık ... 'ın kobra ve kirpi araçlarının eğitim taburuna teslim edilmesi emrini verdiği, sanığın araçların sökük olduğunu bildirmesi üzerine hızlıca öğretmenler tarafından toparlanıp revir önüne konvoya dahil edilmesi emrinin verildiği, telefonu kapattıktan sonra sanığın yanında bulunan ... ile birlikte konuşarak verilen bu emri yerine getirmeme ve araç çıkışını engelleme, verilen işi yavaşlatma kararı aldıkları, akabinde araçların bulunduğu dersheneye gittiklerinde sanığın araçları toplayacak olan ...'e "araçlarla ilgili bir emir aldık, senden ricam biraz yavaşlat" dediği, sanığın bu şekilde aldığı tavır neticesinde araçların konvoya en son katılan araçlar olduğu gerek sanık gerek ... ve gerekse tanık ... beyanlarından anlaşılmış olduğundan sanığın atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/1 inci maddesi uyarınca dosyanın Balıkesir 3.Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.